Güney Afrika-İsrail Projeleri: Sahipsiz Topraklar Bantustan

0

Bantustan, Apartheid devri Güney Afrika hükümetinin yerli siyahi kabileler için ve daha ziyade işsiz kesim için tasarladığı bir toprak parçasıydı. Hükümetin esas gayesi Güney Afrika’daki yerli siyahileri devletçik kurma vaadiyle belli bir bölgede toplayarak onlardan bir şekilde kurtulmak, başında defetmek veyahutta en iyimser ifadeyle kontrol altında tutmaktı. Bu proje için elbette bazı Zulu liderler çeşitli vaatlerle ikna edilecekti. Öyle ki, 1985 yılının Ağustos ayında dünya gazeteleri Zulu kabile reisi Gatsha Buthelezi’nin Kudüs’te deve üzerinde karşılandığını yazıyordu. Şef Buthelezi, Bantustan projesinin tasarlanan lideri olarak İsrail’e davet edilmişti. Elbette tüm bu olup bitenler Güney Afrika’nın devlet başkanı John Vorster’un İsrail’le olan hesaplarının bir parçasıydı.[i]

Tüm siyahi liderler Apartheid rejimine karşı oldukları halde bir umut uğruna ırkçı Cumhurbaşkanı ile buluşmayı kabul etmişlerdi.  Peki bunun altyapısı nasıl hazırlandı?

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Nicolaas Johannes Diederichs Bantustan projesinin siyahi liderleriyle Buthelezi (KwaZulu), Mphephu (Venda), Sebe (Ciskei), Matanzima (Transkei), Mangope (Bophuthatswana), Phatudi (Lebowa), Mota (QwaQwa) ve Gazankulu delegasyonu. 1975.

Güney Afrika’nın İsrail’le olan bağları 1948 yılında ırkçı Aparheid hükümetinin kurulması ile başlar. İsrail’in ilk başbakanı siyonist İngiliz Yahudisi Chaim Weizmann ve Güney Afrika başbakanı Jan Smut’la iki ülke arasındaki münasebetlerin temelleri atılmıştı.[2] Bu münasebetlerin temelinde Yahudi devleti kurmak için tertip edilen 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu’na Güney Afrika’dan gelen siyasi destek vardı. General Smuts’ın Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurmak için Birleşmiş Milletler oturumundaki desteği biliniyordu. Bu bağlamda 1948 yılında İsrail’de bir Yahudi devletinin kurulması ile aynı yıl Güney Afrika’da Irkçı hükümet Afrikaner Ulusal partisinin başa gelmiş olması tesadüf olamaz. Zira hemen akabinde Güney Afrika hükümetinin anti-semitizmi kabul edip 120.000 Yahudi göçmeni 1950 ve 1960 yılları arasında istihdam edeceğine dair sözü ikili münasebetlerin akıbeti hakkındaki delillerdir. Ortadoğu’dan Afrika’ya açılmaya çalışan İsrail’in yayılmacı politikacılarına karşı Güney Afrika Arap yarımadasındaki devletlerle ekonomik ilişkiler kurma peşindeydi.[3] İki ülkenin ırkçılık politikalarına karşı Birleşmiş Milletler’in 1963 yılındaki ambargosuna karşı İsrail ve Güney Afrika dayanışma içerisine girdiler. 1967 yılında Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle, Güney Afrika ve İsrail’le Mirage uçağı ve uçak parçası satmayı durdurdu. Mossad’ın bu devirde Güney Afrika’ya askeri destek sağladığı bilinir. Güney Afrika Apartheid hükümetinin uçak ve helikopter yapma gereksinimi de bu tarihteki ambargolara dayanır. Güney Afrika Başbakanı Vorster’in yaptığı anlaşma sonunda İsrail’den alınan teknolojik silahlara karşılık Güney Afrika hammadde vermeyi kabul etmişti. 1976’dan sonra İsrail, Apartheid hükümetine modern savaş gemileri, Dabur saldırı botu ve gece görüş savunma sistemleri satmıştı.[4] Yine Sovyet Rusya’nın Hint Okyanusu’ndaki hakimiyetini ve petrol hattını kontrol altında tutmak için Fransa’nın Güney Afrika’ya iki denizaltı gemisi sattığı bilinir. Tüm bu siyasi ve ekonomik gelişmelerin sonunda İsrail savunma bakanı Şaron, 1985 yılı Haziranında uzun dönemli planları için Namibya’yı ziyaret etti. Şaron’un Guatemala’daki stratejik projelerinin konuşulduğu o yıllarda ilk olarak Namibya’da ne aradığı sorusunu akıllara getirmekteydi. Vorster’ın 1976 yılında İsrail’le başlattığı ticaret akabinde uranyum alanlarındaki araştırmalara ve nükleer silah testlerini beraberinde getirmişti. 1979 yılında Güney Atlantik okyanusuna ilk testler yapıldı. Bu tarihlerde Vorster, Güney Afrika Dışişleri Bakanı Dr. Muller ile birlikte İsrail’i ziyaret etti. Gelişen münasebetlerin semeresi olarak 20.000 İsrailli işadamı ve göçmen Güney Afrika’ya göç ettiler. Öte yandan iki devletin ırkçı politikaları yüzünden nisbeten birbirlerine muhtaç ülkeler haline gelmeleri de kaderin bir cilvesidir. Bu dönemde Güney Afrika’nın en büyük devlet adamı olarak Botha’nın İsrail’i ziyaret etmesi iki ülke arasında kurulan güvenin ayrı bir tezahürüydü.[5]

Bu tarihler Bantustan projesinin Batı medyasında da konuşulmaya başlandığı zamana denk gelir. Le Monde gazetesi Botha’nın İsrail dışişleri bakanı Yitzhak Shamir tarafından kırmızı halıyla karşılandığı ve yanında Zulu Reis olduğu kaydedilmişti. Fakat gözden kaçmayan bir hakikat vardı. Her ne kadar Başbakan Peres, Zulu lider Buthelezi’nin aracında kendisine eşlik etmişse de Apartheid rejimine karşı olan Buthelezi İsrail devlet ricaliyle hiçbir zaman tanıştırılmamıştı. Şüphe yok ki Bantustan’da yapılmak istenen neyse Zulu lider Buthelezi’nin Inkatha organizasyonunu ve Güney Afrika’nın o dönemde 6 milyonu aşan Zulu halkını arkasına almak için bir göz boyamaydı.[6]

1976 yılında Afrikaans dilini zorunlu hale getiren yasayı Soweto’daki Bantu dili konuşan öğrenciler protesto edince polis tarafında şiddete maruz kalmışlardı. Olayların kaosa dönüştüğü eylemler, 1 Ekim 1976 tarihinde binlerce öğrencinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanmıştı. Bu tarihten sonra Birleşmiş Milletler Apartheid rejiminin bir ırkçı rejim olduğunu resmen kabul etmişti. Afrika Birliği Kongresi ise Güney Afrika’yı özgürleştirme hareketi çerçevesinde müdahalelere başlamıştı. Tüm bunlar İsrail ve Güney Afrika hükümetlerinin Bantustan projesini durdurmaya yetmemişti. Fakat 1979 yılında Birleşmiş Milletler, Güney Afrika’da Zuluları Bantustan adında belli bir bölgeye çekip ülkenin Transkei, Bophuthswana ve Venda şeklinde etnik gruplara göre parçalanmasını tanımayacaklarını beyan etmişti. Öte yandan 31 Ağustos 1976’da Birlemiş Milletler, Güney Afrika’nın Namibya işgalini de tanımadığı bildirmesine rağmen İsrail’in Namibya üzerinde çalışmaları sürüyordu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 385 oyla Namibya’da kanun dışı bir işgale maruz kaldığını onaylamıştı.[7] Birleşmiş Milletler’in bu sebeple aldığı ilk önlemler şunlardı.

  1. Güney Afrika ile askeri ortak programları durdurmak
  2. Güney Afrika’ya petrol ve benzeri ürünlerde ambargo uygulamak
  3. Yatırımlar için Güney Afrika’ya borç verememek
  4. Güney Afrika ile her türlü ticareti kesmek

Tüm bunlara rağmen İsrail, Güney Afrika’da nükleer silah testlerine devam ediyordu. 1979 yılında şehri tarumar etmeyen fakat canlıları öldüren nötron bombaları, Güney Afrika’da denenmişti.1980lerin başında Güney Afrika’daki ırkçılık politikalarına karşı dünyanın çeşitli ülkelerinden sesler daha yüksek çıkmaya başlamıştı. İngiltere ve Avustralya’da yaşayan Güney Afrikalılar faili meçhul cinayetleri üniversitelerde protesto ettiler. 1984 yılında siyahi yerlilerin en etkili isimlerinden baş piskopos Desmond Tutu, Nobel Barış Ödülü aldı. Apartheid Hükümetinin ve İsrail’in tepkisi “Doğru ödül yanlış adama” şeklindeydi. Dünya devletlerinin baskısı Apartheid hükümetinin İsrail’le olan münasebetlerini de sekteye uğratmıştı.[8]

Her haliyle Bantustan projesi Apartheid hükümetinin ortaya koyduğu fakat uygulamaya imkan bulamadığı bir projeydi. Fakat 1994 genel seçimlerinden sonra ezici çoğunlukla seçimleri kazanan Nelson Mandela hükümetinin bazı uygulamaları akıllarda soru işareti bıraktı.[9] Zira bölgelerin yeniden tasarlanmasında ülkenin bir zamanlar Güney Afrika Birliği’ni oluşturan dört farklı sömürge bölgesi olan Cape Kolonisi, Natal Kolonisi, Transvaal Kolonisi ve Orange Nehri Kolonisi gibi Limpopo, Transvaal, Kwazulu Natal şeklinde Güney Afrika’da konuşulan onbir resmi dilin mensuplarına göre bölünmesi hâlen etnik gruplar arasındaki ayrımcılığı ortaya koyuyordu. Bölgelerin ayrılmasında Cape Town Üniversitesi’ne devletin yaptırdığı araştırmalar coğrafi ve etnik etmenleri dikkate aldığını ortaya koyuyordu. Rapora göre “Balkanisation/Balkanlaştırma” ifadesi altında Balkanlardaki etnik yapıyı örnek alarak Yugoslavya, Sırbistan, Hırvatistan devletlerinin hangi şartlarda bölündüğü Güney Afrika bölgeleri için de tasarlanmak isteniyordu. Svaziland (Esvatini), Limpopo ve Namibya gibi tarihi alt yapısı olmayan devletçikler etnik ve sömürge geçmişine göre ortaya konmuştu. Buna “Re-Bantustanisation” yani “yeniden Bantustanlaşma” dendi.[10] Şimdilerde Mandela hükümetini tenkit eden radikal grupların ifadesiyle “Mandela’nın yaptığı bir zafer değil alışverişti. Kendi özgürlüğüne karşı İngiltere’nin istediği devleti kurdu, halkını sattı” suçlamaları her ne kadar delilsiz isnatlar olsa da düşündürücü tarafları olan aydınlanmamış bir tartışma konusudur.[11] Zira Apartheid döneminde İsrail’in dayatmasıyla doğan Bantustan projesinin 1994’den sonra yine bu eksende bir benzerinin uygulama yeri bulması İngiltere’nin İsraili’in halen bölgede ne ölçekte derin politikalar izlediğinin ipuçlarını veriyor.

NOTLAR

[1] Tomlinson, Richard, and Jonathan Hyslop. 1984. Industrial decentralisation, Bantustan policy, and the control of labour in South Africa. S.21 [Johannesburg]: University of the Witwatersrand, African Studies Institute.

[2] Gibbs, Timothy. 2014. Mandela’s kinsmen: nationalist elites & apartheid’s first Bantustan. S. 165, Woodbridge, Suffolk : James Currey ; Auckland Park, South Africa : Jacana Media

[3] Mager, Anne Kelk. 1999. Gender and the making of a South African Bantustan: a social history of the Ciskei, 1945-1959. S. 32, Portsmouth, NH: Heinemann.

[4] Southall, Roger. 1982. South Africa’s Transkei: the political economy of an ‘independent’ Bantustan. London: Heinemann.

[5] Gencoglu, Halim. 2018. “Citizen and Subject: Contemporary Africa and the Legacy of Late Colonialism”. Journal of Global Analysis. 8 (2).

[6] Mahoso, Tafataona Pasipaipa. 1989. Footprints about the Bantustan. S. 58, Harare, Zimbabwe: Nehanda Publishers.

[7] Prah, K. K. 1989. The Bantustan brain gain: a study into the nature and causes of brain drain from independent Africa to the South African Bantustans. S. 213, [Roma]: Institute of Southern African Studies, National University of Lesotho.

[8] Çözüm süreci döneminde Kürtlere hak aramak için bir Türkiye’den ekiple Güney Afrika’ya gelip müzakerede bulunanlar olmuştu. Yazar Halil Berktay Kürtlere hak verme adına Türkleri karalar nitelikte yazılar yazarken Kürdistan ve Bantustan başlığı ile Güney Afrika tarihinden bihaber olduğunu da ortaya koymuştu. Bkz. Hayatın anlamı (2) Ghetto, Bantustan, Kürdistan Halil BERKTAY 10.12.2013 http://m.duzceyerelhaber.com/kose.asp?id=20694

[9] Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Apartheid döneminin sona ermesi ile birlikte resmi olarak on bir resmi dil belirlenmişti. Buna göre İngilizce, Afrikaanca, Güney Ndebelece, Güney Sothoca, Kuzey Sothoca, Svatice, Tsongaca, Tswanaca, Vendaca, Xhosaca ve Zuluca. 1991 yılına kadar Güney Afrika Cumhuriyeti anayasası toplumu dört büyük sınıfa ayırmaktaydı ve bu gruplar siyahlar, beyazlar, renkliler ve Asyalılar olarak adlandırılmaktaydı. Günümüzde söz konusu yasa maddesi anayasa da artık yer almasa da, birçok Güney Afrikalı kendisini bu gruptan birine üye olarak hissetmekte, devlet tarafından yapılan belli istatistiklerde de bu kategoriler hala kullanılmaktadır. Bkz. Molteno, Frank. 1977. The historical significance of the Bantustan strategy. [Place of publication not identified]: Cape Town, Univ.

[10] Martiny, Joanne, and John Sharp. 1984. An overview of QwaQwa: town and country in a South African Bantustan. S. 43, Rondebosch [South Africa]: SALDRU, School of Economics, University of Cape Town.

[11] Gencoglu, Halim. 2017 “Güney Afrika’da Irkçiliğin Tarihsel Kökenleri” Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Medeniyet Universitesi, Istanbul

Share.

Yazar Hakkında

Dr., Cape Town Üniversitesi. Halim Gençoğlu, 1981, Trabzon doğumludur. Türkiye'de çeşitli üniversitelerde Osmanlı Devleti ve ekonomik tarihi üzerine ihtisasından sonra sömürge tarihi çalışmalarına yöneldi ve bu vesileyle bazı Afrika ülkelerinde çalıştı. 2009 yılında Güney Afrika'da Cape Town Üniversitesi'nde yeniden bir yüksek lisans tezi çalışmasına girerek "Afrika'da Osmanlı Varlığı" adlı Honor projesini tarih bölümünde Prof. Dr. Nigel Worden'la tamamladı. Aynı fakültenin Teoloji departmanında Müderris Ebubekir Efendi'nin Ümit Burnu'ndaki faaliyetleri konusunda yazdığı yüksek lisans tezini 2013 yılında dereceyle tamamladı. 2017 yılında aynı fakültenin Yahudi Tarihi ve Dili bölümünde Afrika-Orta Doğu'daki Yahudi yerleşmelerini ve inanç yapılarını Tevrat'taki Siyonizm ve Siyasi Siyonizm ölçeğindeki araştırmalarını Doktora tezi olarak tamamladı. Çalışmaları İngilizce, Türkçe, Afrikansca makale ve kitap olarak yayınlandı. Cape Town Üniversitesi'nde Afrika Çalışmaları bölümünde araştırmacı olarak görev yapmakta olup bilhassa Osmanlı tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorum Yap