Tunus Seçimleri, Adaylar ve ‘Müslüman Demokrasi’nin İmtihanı

0

Tunus’ta Cumhurbaşkanı el-Beci Kaid es-Sebsi’nin ölümü sonrasında yapılması planlanan tarihten önceye alınarak 15 Eylül’e çekilen cumhurbaşkanlığı seçimleri ve hemen ardından yapılacak parlamento seçimleri dolayısıyla ülke seçim sürecine ve sonuçlarına odaklanmış durumda. Son yapılan yerel seçimlerde önemli başarı yakalayan Nahda’nın hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimlerindeki performansı merak edilen konular arasında bulunuyor.  Nahda lideri Raşid el-Gannuşi’nin devrimden günümüze izlediği akılcı ve makul siyasetinin olumlu geri dönüşü, İslamcı siyasi kimliğin yerine Müslüman Demokrasi vurgusunun imtihanı olarak görülebilecek seçimlerde oluşacak siyasi tablo hem Tunus’un hem de bölgenin istikrarına doğrudan etki edebilecek vaziyette. 15 Eylül’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu ve ilerleyen tarihteki muhtemel ikinci turu, 6 Ekim tarihinde yapılacak parlamento seçimleri dolayısıyla 3 kere sandık başına gidecek. Tunus’ta seçim takvimi sıkışmış durumda. 98 adayın başvurduğu cumhurbaşkanlığı adaylığı için 25 aday onay alıp sahaya inmeye başladı. Tunus siyasetinin ve halkının yakından tanıdığı isimlerin yarıştığı seçimlerde Nahda ve Gannuşi’nin tavrı merak edilen konuların başında geliyordu. Seçim takvimi henüz belli değilken Raşid el-Gannuşi’nin adaylığı öne çıkmış ama parlamento seçimleri için başkentten milletvekili adayı olması sonrasında bu ihtimal ortadan kalkmıştı. 2011 yılında Munsif Marzuki, 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde El-Beci Kaid es-Sebsi’yi destekleyen Nahda’nın ilk defa kendi içinden bir aday çıkartması.

Nahda’nın Aday Belirleme Süreci

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için takvim belli olmaya başladığı ve adayların ortaya çıktığı zaman dilimi içinde Nahda’nın kendi içinden bir aday çıkarmayacağı, harekete yakın görülen bir ismi destekleyeceği senaryosu kuvvetlenmişti. Raşid el-Gannuşi’nin Savunma Bakanı Abdülkerim ez-Zubeydi’yi övdüğü açıklama sonrasında Nahda’nın bu ismi destekleyebileceği bu senaryo etrafında güçlenmeye başlamıştı. Nahda’nın iki önemli seçim için çizdiği yol haritasında şüphesiz muhtemel bazı tercihlerden söz etmek gerekebilir. Bu tercihlerden ilki, devrimden sonra en basit şekilde tarif etmek gerekirse geri planda kalma siyaseti çerçevesinde aday çıkartılmayarak harekete yakın güçlü bir ismi desteklemek; ikinci muhtemel senaryo ise parti içinden sembolik bir ismi aday göstererek diğer adaylara karşı tarafsızlığı gözeterek devrim sonrasında oluşturulan makul siyasi çizgiyi devam ettirmek; üçüncü tercih ise parti içinden yüksek profilli bir aday çıkartarak geri planda kalma siyasetini değişik bir boyuta taşıyarak ülke yönetiminde aktifleşme kısacası biraz daha elini taşın altına koymak olarak sıralanabilir. Nahda’nın parti içinde ve Tunus’ta ziyadesiyle tanınan yüksek profili ile dikkat çeken Abdülfettah Mûrû’yu aday göstererek Tunus siyasetinde daha aktif rol almak istediği söylenebilir. Nahda her ne kadar bugüne kadar yapılan seçim ve anketlerde oy oranını muhafaza ettiği görülse de Tunus’un ekonomik ve sosyolojik dinamiklerinin etkisinin itici gücü olarak eylül ve ekim aylarındaki seçimlerde daha aktif bir siyasete adım atmış oldu.

Yaklaşan Seçimlerde Dikkat Çeken Adaylar: ‘Tunus’un Berlusconi’si Nebil Karvi

Tunus’ta devletin başını belirleyecek seçimlerde gerek eski rejim döneminde görevlerde bulunmuş gerekse yeni dönemde önemli roller üstlenmiş adaylar yarışacak. Yapılan anketlerde siyasi kimliği mevcut fakat aktif siyasette rol almayan medya patronu Nebil Karvi öne çıkıyor. Karvi Tunus’ta Nessma TV’nin patronu olmadan önce Palmolive, Colgate, Henkel ve Fransız yayın organı Canal+ için çalıştı. Kardeşi ile kurdukları reklam ajansını yürütürken 2009 yılında Nessma TV’yi kurdu. Nessma TV kısa sürede ülkenin en çok seyredilen hatta siyaseti doğrudan etkileyen yayın organına dönüştü. Tunus devrimi sonrasında Sebsi ile kendi kanalında yaptığı röportaj Sebsi’nin popülaritesini artırarak 2014 seçimlerinde cumhurbaşkanı olmasına yol açan etkenlerden biri olarak görüldü. Nebil Karvi Nida Tunus’un kurulma sürecinde yer alırken, devrim sonrasında Raşid el-Gannuşi ile el-Beci Kaid es-Sebsi’nin Paris’te görüşmelerini organize ederek ülke siyasetindeki rolünü pekiştirdi. Karvi, Cumhurbaşkanı Sebsi ile fikir ayrılığına düşerek partiden istifa ederek kendi siyasi yol haritasını izlemeye başladı. Karvi’nin Tunus’ta artan popülaritesi Halil Tunus adında kurduğu STK ile dar gelirli ailelere yaptığı yardımları TV kanalında yayınlamasıyla doruğa ulaştı.

Nebil Karvi’nin artan tanınırlığına ile beraber adı sık sık yolsuzluk, kara para aklama gibi yüz kızartıcı suçlara karıştı. Cumhurbaşkanı es-Sebsi ölmeden önce hazırlanan bir yasa tasarısının son bir yıl içinde dernek vb. STK’larda faaliyet yasağı getirmesi ve adaylığa mâni olması Nebil Karvi’nin seçimlere girmesini engelleme teşebbüsü olarak yorumlandı. Nebil Karvi, sahibi olduğu TV kanalı ve serveti nedeniyle ‘Arap Berlusconi’ olarak Batı medyası tarafından epey dikkat çeken siyasi figürler arasında yer alıyor. Karvi, siyasi olarak seküler kanatta konumlanmış, daha çok ekonomi, işsizlik, yolsuzluk gibi Tunus halkının öncelikli beklentilerine yaptığı vurgular nedeniyle en önemli adaylar arasında gösterilmektedir. Yapılan anketlerde de Nebil Karvi’nin en yüksek oy oranına ulaşmış aday konumunda gözüküyor. Eğer hakkındaki iddialar nedeniyle açılan davalar ve yeni seçim yasası Karvi’nin seçimlere girmesine engel olmazsa seçimlerde adından söz ettirecek adaylardan biri olacaktır. Son bir yıldır yapılan anketler Nebil Karvi’nin % 20-26 oy bandında olduğunu gösteriyor. Bu durum cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turda nihayete ereceğinin de bir göstergesi.

Başbakan Yusuf Şahid’in Zorlu Dönemeci

Tunus’ta son iki yıldır yapılan kamuoyu araştırmaları politikacı ve ülke yöneticilerine güvenin azaldığını gösteriyor. Bunda hiç şüphe yok ki Başbakan Yusuf Şahid ve Cumhurbaşkanı Sebsi’nin anlaşmazlıkları sonucu Nida Tunus’un bölünmesi ve böylece ülkenin ekonomi, işsizlik, yolsuzluk gibi hayati sorunlarına çözüm bulamamaları gelmektedir. Tüm bu sorunların gölgesinde haliyle Başbakan Yusuf Şahid’in kredisinin tükendiği, genç ve dinamik görüntüsü sebebiyle oluşan popülerliğinin azaldığı söylenebilir.

Siyasi partilerin imzaladığı Kartaca Anlaşması’nın bir sonucu olarak ulusal birlik hükümetini kuran, o dönemde Nida Tunus’un içinde yer alan Başbakan Yusuf Şahid, açıkladığı ekonomi paketi ile pek çok ürün ve hizmete vergi getirince, eleştirilerin hedefi haline geldi. İlerleyen dönemde çıkarılan yasa ile yolsuzluğa bulaşanların da yararlanabileceği ucu açık af tasarısı ile de kendisine ağır ithamlar yöneltilmiştir. Son olarak Cumhurbaşkanı es-Sebsi ile aralarındaki yaşanan sürtüşmede ‘darbe’ ile suçlanmış ve partisi Nida Tunus ile yollarını ayırmıştır. Hâlihazırda parlamentoda 44 milletvekilinin bulunduğu Çok Yaşa Tunus (Tahya Tunus) partisinin liderliğini yapan Şahid’in bu dönem kötü imajı nedeniyle cumhurbaşkanlığına aday olmayacağı yorumları arasında adaylığını açıkladı. Son olarak Yusuf Şahid, en önemli rakiplerinden Nebil Karvi hakkında yürütülen soruşturmayı siyasileştirdiği ve Karvi’nin gözaltına alınmasında etkisi olduğu yönünde ithamlarla da karşı karşıya kaldı. Bu sebeple başbakanlıktan istifa eden Yusuf Şahid görevini Tunus Kamu Hizmetleri Bakanı Kemal Murcan’a devretti. Yusuf Şahid’e azalan güveni, yapılan seçim anketlerinden de görmek mümkün zira 2017-2018 anketlerinde % 20 civarında oluşan destek % 6-7’lere gerilemiş durumda.

Anketlerde Öne Çıkan İsim: Kays Said

Seçim yarışında öne çıkan adaylardan biri de Anayasa Profesörü Kays Said. Kendisi Tunus devrimi sonrasında Arap dünyasının en demokratik anayasası olarak bilinen metnin mimarı olarak tanınıyor. 61 yaşındaki Kays Said kendine has üslubu ve geleneksel siyasetin dışından biri olması sebebiyle önemli adaylardan biri olarak görülüyor. Son yapılan anketlerde Nebil Karvi’nin oy oranına en yakın isim. Kays Said, mevcut politikacılara kızgın ve küskün seçmeni sandığa çekebilirse cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ipi göğüsleyecek adaylar arasında geliyor.

Munsif Marzuki Yeniden Aday

Zeynel Abidin bin Ali, Tunus’u terk ettikten sonra 2011-2014 yılları arasında cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Munsif Marzuki de seçimlerde kilit adaylardan. Sol çizgiden gelen ve Arap dünyasının en önemli entelektüellerinden olan Marzuki, 2014 yılındaki seçimlerde Sebsi’ye karşı yarıştığı seçimleri kaybetmişti. Marzuki, seküler kimliğini her zaman vurgulasa da özellikle İslami kesime karşı yakın açıklamaları sebebiyle takdir toplamış bir isim. 2014 seçimleri sonrasında ‘Halk Hareketi’ isimli bir parti kurmak için girişimde bulunmuş fakat istediği rüzgârı arkasına alamayarak aktif politikanın dışında kalmıştı. Marzuki’nin vaatleri arasında dikkat çeken hususlar arasında ülkenin kanayan yarası yolsuzlukla savaş ve Tunus’u gelişmiş ülkeler arasına sokmayı hedefleyen vizyonu geliyor. Anketlerde % 4 ile 7 arasında seyreden oy oranına sahip olduğu tahmin edilen Marzuki ilk turda yeterli oy oranına alamaması durumunda ikinci turda işaret edebileceği ismin elini rahatlatacak konumda bulunuyor.

Nida Tunus, Zübeydi’yi Destekliyor

Tunus Savunma Bakanı Abdülkerim Zübeydi de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak isimler arasında. Adaylığını açıkladıktan sonra görevinden istifa eden Zübeydi, bu makama talip olan ilk savunma bakanı oldu. Bakanlık yaptığı halde herhangi bir partiyle ilişkisi olmayan Zübeydi’nin de en önemli kozu isminin yıpranmamış olması. Sebsi’nin partisi Nida Tunus’un adayı olması da seçimlerde Zübeydi’nin elini güçlendirmiş gözüküyor.

Halkın Gündemi: Ekonomi, İşsizlik ve Yolsuzlukla Mücadele

Tunus’ta devrimin fitilini ateşleyen başlıca konular demokrasi ve ekonomiydi. Yeni yapılan anayasa ve partilerin uzlaşmacı tavrı ülke demokrasisinde mesafe alınmasını kolaylaştırdı. Devrim sürecinin bir diğer temel dinamiği ekonomik sorunlarda göreceli mesafe alındıysa da henüz halkın taleplerini karşılayacak seviyeye ulaştığı söylenemez. Halen çok yüksek orandaki işsizlik ve yolsuzluk gibi sorunlar da yeni yönetimin ve parlamentonun yoğunlaşması gerekecek sorunlar arasında geliyor. Kamuoyu araştırmalarında Tunus halkı ülkelerindeki en büyük sorunlar arasında işsizlik ve yolsuzlukla mücadeleyi en önemli sorunlar arasında sıralıyor. Yaşam standartlarının yükselmesi ve şeffaf yönetim talepleri de sıralanan başlıklar arasında. Tunus, demokraside yakaladığı pozitif eğilimi sürdürebilir ve bu sorunları çözebilirse pozitif anlamda bir ‘Tunus Örneği’nin ortaya çıkması söz konusu olabilir.

Nahda ve Müslüman Demokrasi’nin İmtihanı

Nahda hareketi ve Raşid el-Gannuşi, Arap Baharı olarak bilinen süreçte Tunus siyasetinin dönüşümünde oynadığı rol yadsınamaz bir gerçektir. Gannuşi ve liderliğini yaptığı hareket sık sık siyasal İslam söylemini terk etmekle itham edilmekte. Bu ithamlarda Gannuşi’nin Müslüman Demokrasi kavramı başta olmak üzere özellikle seküler Nida Tunus partisiyle uzun süre yapılan işbirliği ve Batı medyasına verdiği demeçler pay sahibi. Şu unutulmamalı ki ülkenin demokratik dönüşümü ve normalleşmesi sürecinde Nahda’nın ve Gannuşi’nin bu tavrı hayati önem arz ediyordu. Nahda partileşme sürecinden 2019 seçimlerine kadar pozitif anlamda pasif rol üstlenmiş, daha çok hareket dışından adayları desteklemekle yetinmişti. Nida Tunus’un bölünmesi sonrasında parlamentoda birinci parti konumunda bulunan Nahda, son yerel seçimlerde önemli bir oy oranına ulaştı.

Nahda’nın cumhurbaşkanı adayı Abdülfettah Mûrû güçlü hitabeti ve ikna kabiliyetiyle parti içinden çıkabilecek en doğru aday olarak öne çıkıyor. Tunus’ta bir dönem hâkimlik yapan Mûrû, Nahda’nın filizlendiği dönemden bu yana Gannuşi ile ortak hareket eden isimler arasında. Adaylığı açıklandığı günden bu yana Tunus halkının taleplerini göz önüne alarak uzlaşmacılık/arsbuluculuk ve en önemlisi reform vaatleriyle sahada çalışmalarına devam ediyor. Nahda her ne kadar yüksek profilli bir cumhurbaşkanı adayı çıkartsa da, sadece İslami kesimin değil seküler veya liberal cenahlardan da oy almak zorunda. Bu bakımdan hem Gannuşi’nin günümüze kadar ki tutumu, Müslüman Demokrasi’nin Tunus halkındaki karşılığı bakımından tam anlamıyla bir imtihan seçimi olacak. Elbette tüm bunları göz önüne alırken parlamentoda seçimlerinde de iddialı ve çoğunluğu sağlamak isteyen taraf Nahda olacak. Takipteyiz…

Not: Bu makale, AA Analiz’de 13.09.2019 tarihinde yayınlanmıştır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız. 

 

Share.

Yazar Hakkında

Osman Kağan Yücel 1988 yılında İstanbul, Şişli’de doğdu. İlköğretim ve lise eğitiminin ardından 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 2016-2017 yılında başladığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında başladığı tezli yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İyi seviyede İngilizce, orta seviyede Arapça bilmektedir. İlgi alanları, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da İslami Hareketler, Ortadoğu ve Afrika’da Su Politikaları ve Sınır Aşan Sular, Nil Havzası, Afrika’da Din ve Milliyetçilik’tir.

Yorum Yap