Sudan’ın Kalkınma Hamlesi: Port Sudan

0

Sudan, Afrika kıtasındaki jeopolitik konumu ve zengin kaynaklarına rağmen kolonyalizmin sosyal ve ekonomik tahribatı nedeniyle iktisadî kalkınma ve yüksek refah düzeyine ulaşamamış Afrika ülkelerinin başında geliyor. Bağımsızlık sonrasında yaşanan olumsuz gelişmeler zengin  yer altı kaynaklarına, devasa tarım alanlarına ve su kaynaklarına sahip ülkenin gelişmesinin önüne engel oluşturuyor. Fakat Sudan’da son yıllarda yaşanan bazı gelişmeler ülkenin geleceğinin ve Afrika kıtasının kaderinin tamamen değişebileceği sinyallerini veriyor. Bu gelişmelerin başında Sudan’ın Kızıldeniz kıyısında bulunan turizm ve ticaret şehri Port Sudan’ın hem Sudan hem de Sudan’a komuşu ülkelerin ticaret rotasında önemli bir merkez olması geliyor.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir Kızıldeniz eyaleti 11. Turizm ve Alışveriş Festivali’nin kapanışında yaptığı açıklamada, Nil Nehri suyunun Abidiye bölgesinden Sudan’ın Kızıldeniz’deki liman kenti olan Port Sudan’a taşınacağını açıkladı.  Sudan Devlet Başkanı Beşir’in Port Sudan açıklamasında, hem Sudan hem de Afrika’nın geleceği ile ilgili üç önemli nokta öne çıkmaktadır. Bunlar; Port Sudan’ı Afrika’nın ‘Şangay’ı olarak betimleyerek Sudan’ın ve bölgenin ekonomik kalkanmasına hız verme çabası, el-Beşir’in Port Sudan’ın sadece Sudan’ın değil Etiyop’ya, Çad, Orta Afrika ve Güney Sudan’ın limanı olarak gördüklerini açıklaması ve yıllardır devam eden Nil Nehri’ndeki su uyuşmazlığına rağmen Sudan’ın Nil suyunu Port Sudan’a taşıma kararı.

Bir Koloni Şehri: Port Sudan

Port Sudan günümüzde Sudan’ın sınırları içinde bulunan Kızıldeniz’e kıyısı olan bir liman şehridir. Şehir, 1905-1909 arasında bölgede bulunan İngiliz koloni yönetimi tarafından pamuk ticaretine yön vermek ve Nil Nehri ile Kızıldeniz arasında bağlantı kurmak amacıyla liman inşa edilmesiyle hızla gelişmiş ve bölge için önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Port Sudan’ın inşa edilmesiyle tarihi Sevakin Limanı ikinci plana düşmüş özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası ve 1980’li yılların başlarında Port Sudan’ın önemi katlanarak artmıştır. Port Sudan’ın inşa sürecinde Anglo-Mısır yönetimi şehri etnik ve sosyal sınıflara göre dizayn etmiş, Arap ve Yunanlılardan oluşan demografinin korunması sağlanmıştır. Sudan’ın bağımsızlığı sonrasında iç ve dış binlerce göçmen iş bulma ve daha iyi bir yaşam için Port Sudan’a göç etmiş ve azınlık grupları oluşmaya başlamıştır. Günümüzde 410 binlik nüfusun büyük çoğunluğu Sudanlı Araplar ve Nûbîlerden oluşsa da, Beca, Batı Afrikalı göçmenler, Avrupalı ve Asyalı azınlıklar varlıklarını bu bölgede sürdürmektedirler.

Port Sudan’a Hayat Suyu: Nil ve Kolları

Sudan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla Port Sudan şehri sadece ticari önemi olan bir liman kenti hüviyeti kadar turizm ve Afrikalı hacıların Hicaz’a geçiş noktası olarak da öne çıkmış fakat bazı alt yapı sorunları nedeniyle istenilen seviyede turist bölgeye çekilememiştir. Bu alt yapı sorunlarından en önemlisi şehrin içme ve kullanma suyu sıkıntısıdır. Şehrin Kızıldeniz kenarında olması ile su sıkıntısı bir çelişki gibi gelse de deniz suyunun arıtılmasındaki yüksek maliyet ve Nil havzasındaki bir ülkenin su ithal etmesi gibi çelişkili konular Port Sudan’a Nil suyunun taşınmasını zaruri hale getiriyor.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ‘saf’ ve ‘berrak’ olarak tanımladığı Nil suyunu Port Sudan’a taşınması projesinin plan ve fon sorununu çözdüklerini ve çok kısa süre içinde projeye başlayacaklarını açıkladı. Nil suyunun Port Sudan’a taşınması aslında çok uzun zamandır düşünülen bir konu fakat şehrin Nil havzasına uzaklığı ve projeye fon bulunulamaması nedeniyle askıya alınmıştı. Projenin yeniden hayata geçme olasılığı Nil havzasında yeni bir tartışmayı tetikleyebilir. Sudan, Nil Nehri paylaşımı konusunda 1929 ve 1959 yıllarında yapılan anlaşmaların bağlayıcılığını ve Mısır’ın havza üzerindeki hegemonyasını göz önüne alarak pragmatik bir yol izleyerek Mısır ile işbirliğini son birkaç yıla kadar sürdürdü. Fakat bölgede değişen dengeler ve ülkelerin artan kaynak ihtiyacı Sudan’ı yeni politikalar izlemeye zorladı. Buna verilecek örneklerden biri Etiyopya’nın Nil üzerinde inşa ettiği Hedasi Barajı’na Sudan’ın pek itiraz etmemesidir. Sudan’ın bu tutumu nedeniyle Mısır, Sudan’ı Etiyopya ile Nil üzerinde ittifak yapmak ile itham etmektedir. Sudan’ın Port Sudan planları Nil Havzası’nda yeni gelişme ve tansiyonlara sebebiyet verebilir. Çünkü, Nil sularında her ülkenin kullanım hakkı olmasına rağmen Mısır, Nil’deki hegemon gücünü ülkelerin Nil sularındaki kendi tasarruflarına müdahil olmayı sürdürmek istemektedir.

Afrika’nın Şangay’ı Port Sudan Olabilir Mi?

Tarihten günümüze Kızıldeniz hangi yönüyle öne çıkıyor sorusu sorulsa konuya vakıf kişilerin vereceği cevap ‘ticaret’ olacaktır. Kızıldeniz, Arap yarımadası ve Hint altkıtasının Afrika ile arasında köprü olmuş, bu bölgeler arasındaki ticaretin sürdürülmesine olanak sağlamıştır. Tarih boyunca Sevakin’in üstlendiği Kızıldeniz’deki ticaret trafiğini, son yüz yıldır Port Sudan üstlenmekte ve yeni projelerle önemi artırılmaya çalışılmaktadır.

Port Sudan’ın yeni bir vizyon ile Afrika’nın Şangay’ı olarak betimlenmesinin özellikle bölge ülkelerinin ihracatlarına olumlu katlı sunacaktır. Ömer el-Beşir’in, Port Sudan’ın sadece Sudan’ın değil Çad, Orta Afrika, Etiyopya ve Güney Sudan gibi ülkelerin de limanı olduğunu açıklaması hem ekonomik hem de bölgesel işbirliği bakımından umut veren bir gelişme.

Share.

Yazar Hakkında

Osman Kağan Yücel 1988 yılında İstanbul, Şişli’de doğdu. İlköğretim ve lise eğitiminin ardından 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 2016-2017 yılında başladığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında başladığı tezli yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İyi seviyede İngilizce, orta seviyede Arapça bilmektedir. İlgi alanları, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da İslami Hareketler, Ortadoğu ve Afrika’da Su Politikaları ve Sınır Aşan Sular, Nil Havzası, Afrika’da Din ve Milliyetçilik’tir.

Yorum Yap