Sahraaltı Afrika’da İslâmî Finansın Yükselişi: Sukûk Örneği

0

Türkiye’de daha çok katılım bankacılığı olarak bilinen İslâmî finans/bankacılık sistemi faize dayalı bankacılık sistemine alternatif olarak İslâm dünyasında hızla gelişiyor. İslâmî finans, İslâm (Kur’ân-Sünnet) hükmü gereği, ödünç para üzerinden kârı yasak kılmasına binâen tamamen faizsiz ve İslâm hukukuna göre çalışan bir bankacılık/finans sistemidir. Mevcut faizci bankacılık sistemindeki garanti kârın aksine İslâmî finans sistemi banka ve yatırımcıların kâr-zarara birlikte ortak olma prensibi ile çalışmaktadır. Yani paradan para kazanma usûlü yerine ekonomiye girdisi sağlanan paradan kâr elde etme esası benimsenmiştir.

Faizin İslâm hukukunda kesin bir dille yasaklanması ve faiz sistemine dayalı bankacılık/finans sisteminin İslâmî değerlerle uyuşmaması 1960’lı yıllarda İslâmî finans sistemini gündeme getirdi. Faizsiz bankacılığın ilk örneği 1963 yılında Mısır’da kurulmuş olan Mit Gamr katılım bankasıdır. Bankada toplanan sermaye ile tarımsal yatırımlar desteklenmiştir. 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi İslâmî finansın Körfez ülkelerinde yaygınlaşmasını ve özellikle Asya ülkelerinde gelişmesine neden olmuştur. 1973 yılında kurulan İslâm Kalkınma Bankası da İslâmî finansın hızla yayılmasına katkıda bulunmuştur. Bu bakımdan Malezya, İslâmî finans sisteminin hem bilimsel hem de pratik olarak yaygınlaşmasının en güzel örneğidir. Malezya ekonomisinin sıçrama yapması İslâm bankacılık sisteminin bir sonucudur. İslâmî finans sistemi en önemli kırılmasını İran’da gerçekleşen devrim sonrası yaşamıştır. İran İslâm Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla İran İslâmî finans pazarında önemli bir rol üstlenmiştir.

İslâmî finans sistemi özgünlüğü ve araçları bakımından faiz sistemine dayalı bankacılıktan kesin bir şekilde ayrı ele alınır. İki sistem arasında benzerlikler olsa da İslâmî finans kendine özgü araçlar üretmiştir. Bunlar; icâre, vekâle,  mudârebe, müşâreke,  murâbaha, sukûk ve tekâfül gibi araçlardır.

Müdârebe; İslâmî finans kuruluşunun finansörlüğü, müşteri veya yatırımcının emeğini ortaya koyduğu emek-sermaye ortaklığıdır. Kâr, ortaklık öncesi yapılan sözleşme ile paylaşılır, zarar ise tek taraflı olarak finansöre aittir. Müşterinin sorumlu olduğu bölüm zaman, emek ve uzmanlık tarafıdır.

Müşâreke; sisteminde finans kuruluşu ile müşteri hem sermayede hem de emek ve uzmanlıkta ortaklık zemininde buluşurlar. Kâr, önceden yapılan sözleşme ile belirlenir ve dağıtılır. Zarar sermayedarlar arasındaki orantıya göre belirlenir.

Murâbaha; İslâmî finansın en sık çalıştığı yöntemlerden biridir. Bu sistemde müşteri, finansal kuruluş ve tedarikçi üç taraflı bir sözleşme ile taraf olurlar. Müşteriden gelen sipariş üzerine finansal kuruluş ve tedarikçi maliyet ve kâr oranı üzerine anlaşır. Müşterinin maliyet rakamını bilmesi esastır. Ve her İslâmî finans aracında olduğu gibi malın helal olma şartı vardır. Bedel müşteri tarafından taksitlendirilerek ödenebilir.

Sukûk; Arapça ‘sak’ kelimesinin çoğuludur. Daha çok İslâmî bono olarak bilinir. Sukûk Ortaçağ’da Müslümanlar arasında finansal yükümlülükleri gösteren bir kağıt olarak kullanılmıştır. Günümüzdeki İslâmî finans sisteminin kullandığı sukûk bundan tamamen farklıdır. Sukûk, ticari bir varlığın menkul kıymetleştirmesi yoluyla sertifika ve faizsiz bonolar aracılığıyla satım şeklidir. Sukûkta temel kural senetlerin fiziki varlığının sabit olmasıdır. Tahvil ve hazine bonoları devletlerin ve anonim şirketlerin faiz karşılığı borçlanabilecekleri araçlardır. İslâm’ın zaruri haller dışındaki faizi yasaklayan hükmü, Müslüman devletler ve İslâmî hassasiyet sahibi şirketler için sukûku finansal bir araç olarak gündeme getirmiştir. Sukûkun faizsiz bono olarak adlandırılması ise sabit getiri vermesinden dolayı kaynaklanmaktadır. İslâmî finansın kâr-zarar esasına aykırı olan bu durum zaman zaman sukûkun haram olduğu yönünde fikirlere sebep olmuştur.

Sukûk Piyasasının Gelişimi ve İslâm Dünyası

Dünyada artan Müslüman nüfus ve mevcut bankacılık/finans sisteminin İslâmî hassasiyetlere cevap vermemesi katılı bankacılığı ve İslâmî finans araçlarının yaygınlaşmasını tetiklemiştir. Sukûk, her ne kadar geç piyasaya sürülmüş bir araç olsa da İslâmî finans araçları bakımından gelecek vadeden değerlerdendir.  Sukûk ilk defa Malezya tarafından uygulanmış, 2001 yılında 500 milyon dolar ihraç edilen sukûkların büyük çoğunluğu Körfez ülkelerinde sırasıyla Asya, Avrupa ve ABD’de satılmıştır.

2003 yılından sonra sukûk piyasasında yaşanan canlanma, 2008 krizinin negatif etkisi dışında her yıl artışı beraberinde getirdi. Malezya sukûk piyasasında liderliği üstlenmiş durumdadır. Malezya’yı Körfez ülkeleri Katar ve Suudi Arabistan izlemektedir. Sukûk, sadece Asya ve Körfez ülkelerinde değil, Avrupa ve Afrika ülkelerinde de cazip bir yatırım olarak rağbet görmektedir.

Sahraaltı Afrika’da İslâmî Finans ve Sukûk

İslâmî finans; yatırımcı, devlet ve finansal kuruluşlar eliyle Afrika kıtasında hızla gelişen bir sektör haline geldiği gibi hem kıtanın kalkınması hem de finansal potansiyel bakımından  kıtanın ekonomik kalkınmasında kaldıraç görevi üstlenecek potansiyeli barındıran bir sektördür. Sukûk bağlamında Afrika 2014 yılından bu yana 2.3 milyar dolarlık ihraç gerçekleştirmiş durumda. Kıta genelinde lisanslı İslâmî finans kuruluşlarının sayısı 80’i geçmiş vaziyette. İslâmî finansın potansiyeli ve sukûkun ülkelere sağladığı katma değer pek çok Afrika ülkesini İslâmî finansa yöneltmiş durumda. Nijerya, Togo, Senegal ve Gana sukûk pazarında gelecekte söz sahibi olmak isteyen Afrika ülkeleri.

Afrika kıtasının sukûk ihracında Fildişi Sahili ve Güney Afrika Cumhuriyeti lider konumda. İki ülkenin 500’er milyon dolarlık sukûk ihracı bulunuyor. Bu iki ülkeyi Nijerya 351 milyon dolarlık sukûk ile takip ediyor. Mali 285, Togo 254, Senegal 205, Gambiya 180, Kenya 26 milyon dolarlık sukûk ihracatı ile Sahraaltı Afrika öne çıkan ülkelerdir.

İslâmî finans sektörünün altyapı ve kalkınma projeleri için fon arayan Afrika ülkeleri için önemli bir kaynak olma ihtimali azımsanmayacak kadar önemli bir durum. Öyle ki 1.8 trilyon dolarlık İslâmî finans sektörünün 2020 itibari ile 3 trilyon dolara yaklaşacağı öngörüsü ve Dünya Bankası’nın İslâmî finansı fakirliği azaltacak refahı paylaştıracak bir mekanizma olarak görmesi Afrika kıtasının İslâmî finans araçlarına rağbet göstermesi ile aynı iz düşümdedir.

İslâmî finansın dünya bazındaki yükselişi, artan Müslüman nüfus ile eş orantısı Afrika kıtası için de geçerlidir. Yapılan araştırmalar 2050 yılında dünyadaki Müslüman nüfusun % 24,3’ünün Sahraaltı Afrika’da olacağını öngörmektedir. Kıtanın Müslüman nüfusundaki artış sadece sukûk değil diğer İslâmî finans araçlarının hatta helal turizm ve sağlık turizmi gibi kardeş sektörlerin de gelişmesine katkı sağlayabilir. Bu bağlamda Türkiye’nin bu alanda hem katılım bankacılığı hem de devlet katılım bankaları eliyle daha aktif bir rol model üstlenmesi, yükselen Afrika’da elinin güçlenmesini kolaylaştıracaktır.

KAYNAKÇA

http://serpam.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2012/09/Islami_Finans.pdf

http://journal.mufad.org/attachments/article/727/6.pdf

https://af.reuters.com/article/moroccoNews/idAFL8N1WL5E6

https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-04-04/ghana-weighs-panda-to-samurai-as-2-5-billion-bond-sale-nears

https://businesstech.co.za/news/government/229481/south-africa-turns-to-İslâmîc-investors-to-plug-budget-gap/

https://qz.com/africa/1395596/İslâmîc-finance-in-africa-grows-in-mali-ivory-coast-togo/

Share.

Yazar Hakkında

Osman Kağan Yücel 1988 yılında İstanbul, Şişli’de doğdu. İlköğretim ve lise eğitiminin ardından 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 2016-2017 yılında başladığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında başladığı tezli yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İyi seviyede İngilizce, orta seviyede Arapça bilmektedir. İlgi alanları, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da İslami Hareketler, Ortadoğu ve Afrika’da Su Politikaları ve Sınır Aşan Sular, Nil Havzası, Afrika’da Din ve Milliyetçilik’tir.

Yorum Yap