Nijerya’da Radikal Hareketlerin Toplumsal Etkileri Üzerine Bir Analiz

0

 

Radikalleştirmenin Doğuşu: Genel Bir Bakış

Afrika kıtası, radikalleştirme konusunda Asya’dan sonra ikinci sıradadır. Radikalleştirme denildiği zaman bir meselenin hem siyasi ve dini hem de sosyal ve ırksal yönleri anlaşılabilir. Afrika, 20. yüzyılın ikinci yarısından bugüne farklı sosyal dönüşümler yaşamaktadır. Bunlar etnik çatışmalara kadar varan olaylarla neticelenmiştir. Hutu-Tutsi etnik çatışmaları, Güney Afrika’da faşist rejim dolayısıyla siyah-beyaz çatışması vs. bunların hepsi bir düşüncenin radikalleştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Bugün radikal fenomenden bahsedildiğinde ise İslami Radikalizm şeklinde anlaşılması istenmektedir. Bu bağlamda, Afrika kıtasında “İslam” adı altında farklı radikal oluşumlar gündeme taşınmakla birlikte bu durum, uluslararası kamuoyunda algı operasyonlarına zemin hazırlamaktadır.

Günümüzde kıtanın farklı bölgeleri özellikle Kuzey, Doğu ve Batı Afrika ülkeleri, vahşi terör hareketleriyle karşı karşıyadır. Bunların hem Afrika toplumları üzerinde olumsuz etkileri vardır hem de tüm Müslümanları töhmet altında bırakmaktadırlar. Bunların etkileri, siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda ortaya çıkmaktadır. Bu tür örgütler, İslam adını kullanarak devlet kurma iddiasıyla hareket etmektedir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

  • EŞ-ŞEBÂB
  • AQIM
  • MUJAO
  • FETÖ
  • BOKO HARAM

EŞ-ŞEBÂB

Doğu Afrika ülkesi Somali’de kendisini cihat grubu olarak adlandıran eş-Şebâb, başka bir örgüttün (İslam Mahkemeleri Birliği) çatısı altından çıkan bir terör örgütüdür. 2006 Yılında örgütün lideri Ahmad Abdi Godane, örgüt üzerinde sıkı bir yönetim sergileyerek ittifakını el-Kaide ile resmileştirmiştir. Bugüne kadar eş-Şebâb her türlü saldırıları düzenlemiştir.

Eş-Şebâb’ın örgütlenmesi, yapının daha önce parçası olan İMB’den çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Örgütün merkezi bir yapısı olmadığı ve farklı alt grupların aldığı bağımsız kararlarla idare edildiği bilinmektedir. Bu terörist grubu, Kenya’ya bile sızarak ve alçak saldırılarını gerçekleştirmiştir. Birleşmiş Milletler’in 2008 yılında yayımladığı raporda, örgütün üç ayrı coğrafi bölgede terörizm faaliyetler gösteren kollara sahip olduğu belirtildi. Raporda, bu üç farklı alt oluşum arasında görüş ayrılıkları olduğu da kaydediliyor.

2009 yılında Etiyopya askerlerinin Somali’den çekilmesiyle eş-Şebâb ülkenin güneyini, başkent Mogadişu dışında ele geçirdi. Önce en önemli kentlerden olan Baidoa’da kontrolü sağlayan örgüt ardından geçiş hükümetinin gücünü kaybetmesi nedeniyle diğer isyancı gruplarla birlikte başkent Mogadişu’ya saldırdı. En kanlı son saldırısı, 2014 yılında Garissa Üniversitesi’nde gerçekleştirilen terör olayıdır. Bu vahim hadisede 148 öğrenci öldürülmüştü.

MUJAO

Açılımı, Batı Afrika Birleşik Cihat Örgütü olan MUJAO, kökeni 2011 yılına dayanan ve el-Kaide’nin bir parçası olarak Hamad al-Khairy ve Ahmed el-Tilemsi tarafından kurulan bir terör örgütüdür.

Mujao, Nijerya başta olmak üzere Nijer ve Mali’de terör faaliyetlerinde bulunmuştu. Nijer’de 2011 yılında 2 Fransız vatandaşını kaçırmıştı. 2008’de aynı ülkede, Kanada büyükelçisinin kaçırılması girişimine de destek vermişti. Ayrıca, 2011’de Nijerya’da 2 Avrupalı işçiyi kaçırdığını da açıkladı. Nisan 2012-Ocak 2013 arasında Mali’nin Gao şehrini ele geçirmişti. 2013 yılında kanla imza atan Murabitûn Tugayı ile birleşmişti.

2012 yılında, Amerika Birleşik Devletleri MUJAO terör örgütü ve iki yöneticisini “Global teröristler ve kuruluşlar” listesine aldı. Obama hükümeti, listeye aldığı yöneticilerin Hamad el-Khairy ve Ahmed el-Tilemsi olduğunu açıkladı. Bu kararın gerekçesi olarak MUJAO’nun Mağrib el-Kaidesi ile bağlantısı dayanak gösterilmişti.

 

AQIM (Mağrip el-Kâidesi)

Kuzey Afrika’da faaliyeti gösteren en eski terör örgütü el-Kaide’dir.  2005’te ortaya çıkan tedhiş hareketi AQIM’nin asıl ismi “Çağrı ve Savaş İçin Cezayir Selefi Grubu”. Bu ismi değiştirerek ve el-Kâide ismini adapte ettikten sonra terör faaliyetlerine başlamıştı. Örgütü, Usame b. Ladin’e biat etmişti. Abu Mus’ab Abdul-Wadood liderliğinde olan AQIM, 2005 yılının 13 Mart günü Fildişi sahilindeki bir plajda saldırı düzenleyerek 12 kişiyi öldürdü. Ayrıca, 15 Ocak 2016’da Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’daki Capuccino and Splendid oteline saldırı gerçekleştirdi ve bu saldırı neticesinde 28 kişi hayatını kaybetti. Örgüt, Mayıs 2013’te Cezayir-Tunus sınırındaki Chaambi bölgesinde Cezayir güvenlik güçleriyle çatıştı.

Nijerya’da Radikalleştirme ve Terörizm Faaliyetleri

Bugün Nijerya’da terör faaliyetlerinden bahsedildiğinde özellikle İslam ile bağdaştırılan radikalizme, kuşkusuz Boko Haram dayandırılmaktadır. Boko Haram dışında, başka gizlice terör teşebbüsü olan örgüt, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’dür. Bu örgüt, Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da 240’tan fazla kişiyi şehit etti ve iki binden fazlasını yaraladı.

FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ (FETÖ)

FETÖ, kelimesinin detaylı açılımı Fetullahçı Terör Örgütü’dür. Paralel çetenin resmi belgelere girmiş haline denilmektedir. Örgütün en önemli hedefi “yasal veya yasa dışı dinleme, izleme, raporlarla elde ettiği bilgileri tehdit-şantaj olarak kullanmak ve Türkiye’de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük, etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olmak’’ olarak tanımlanmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yapılanmış olan FETÖ’cü grup, 15 Temmuz Cuma gecesi harekete geçerek bir darbe teşebbüsünde bulundu. Ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul merkezli olan bu kalkışmanın neticesinde şu ana dek yaklaşık 250 şehit verildi, 1500’den fazla kişi yaralandı, 10 binin üzerinde gözaltı gerçekleşti. 20’nin üzerinde darbeci askerin ise ölü olarak ele geçirildiği ifade edildi. Ancak bu karanlık yapının bir de uluslararası ayağı bulunmaktaydı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün Nijerya’daki faaliyetleri konusunda, MÜSİAD Nijerya kolu başkanı Hüseyin Öztunç’un açıklaması şöyledir:

“Nijerya’da FETÖ’nün Türkiye’deki yapıya birebir benzer bir hiyerarşik yapısı var. Piramidin en üstünde abisi H.G. vardır. Nijerya genelinde, FETÖ’nün 16 okulu, 1 üniversite, 1 hastane, 1 iş adamları derneği, 1 TV kanalı, 1 yardım kurumu (Ufuk), 1 turizm acentesi vardır. Bugüne kadar bilinmeyen başka bu türlü kurumları da olabilir.”

15 Temmuz’dan sonra örgüt içi güvenlik önlemlerinin arttırılması ile Nijerya’ya gelen insanların kimliklerini tespit etmek zor olmaktadır. Ancak Türkiye’de yazar ve gazeteci kimliklerini kullanan Önder Aytaç[1]’ın ülkede bulunduğu bilinmektedir. Öztunç açıklamalarına şöyle devam etmiştir:

“Türkiye’de olduğu gibi, Nijerya’da da kendilerini çok iyi gizlemişlerdir. Nijerya devleti nezdinde iyi insanlar olarak bilinseler de özellikle 15 Temmuz’dan sonra Abuja büyükelçiliğimiz ile MÜSİAD’ın yaptığı çalışmalarla bu algı kırılmıştır. Senelerdir ülkede bulunmalarından dolayı hem ekonomik hem sosyal alanlarda güçlerini kullanmalarına rağmen çökmekteler. Bu nedenle birçok FETÖ üyesi Nijerya’dan da kaçtı ve birçoğu da kaçma planı yapmaktadır.”

BOKO HARAM TERÖR ÖRGÜTÜ VE ORTAYA ÇIKIŞI

Boko Haram Terör Örgütü; diğer adıyla “Cemâatü Ehlü’s-Sünne li’d-da’veti ve’l-cihâd”. Örgüt, 2002 yılında Nijerya’nın kuzeydoğusunda yer alan Bornu eyaletinin başkenti Maiduguri’de kuruldu. “Boko Haram” adı ‘misyonerin elindeki kitapçığa Hevsa veya diğer yerel dillerde “book” veya “booklet” diyemedikleri için “boko” denmesi ve “günah” anlamına gelen “haram” sözcüklerinin bir araya gelmesinden ortaya çıkmıştır. Örgüt, Muhammed Yusuf tarafından kurulmuş olmasına rağmen, bazı kaynaklar örgütün aslında “Sahaba” adıyla 1995 yılında kurulduğunu ifade etmektedirler. Örgüt yalnızca batı tarzı eğitimi de içine alan Batı uygarlığına değil aynı zamanda Nijerya devletinin sekülerleşmesinin de karşısında olduğunu iddia eder. Örgüt 2009 yılına kadar faaliyetlerini şiddet içermeyecek şekilde yürütse de radikalleşmesi 800 üyesinin öldürüldüğü 2009 yılında başlamıştır.

Boko Haram Saldırılarının Başlangıcı ve Nedeni

Örgütün lideri Muhammed Yusuf, 2009 yılında polis tarafından gözaltı alındığı sırada öldürüldü. Grubun İslam devleti kurma hedefinin dışında, bu yapı sivillere saldırılarda da bulunmayı sürdürmektedir.

Boko Haram Örgütü binlerce insanı öldürme, kent ve kiliseleri yakma, göçlere sebep olma, genç kızları dini gerekçelerle kaçırıp satma gibi pek çok eylemle gündeme gelmiştir. Terörizm İnisiyatif e-dergisine göre, 2014’te Boko Haram dünyanın en vahşi terör örgütleri arasında sayılmıştır.

İşte 2014 yılındaki dünyanın en vahşi terör örgütlerinin katliamları:

ÖrgütBoko HaramIŞİDEş-ŞebâbHusi militanlarıEl-KâideTalibanel-Nusra CephesiDonetsk Halk Cumhuriyeti – DPRİslam CephesiSeleka
Öldürülen sayısı2.9241.459

 

1.136

 

584

 

509

 

384

 

 

298

 

 

295

 

 

247229
Yaralanan sayısı268

 

517

 

671

 

163

 

184

 

278

 

252

 

068

 

107

 

 

Bu tabloya bakıldığında Boko Haram terör örgütü 2014’te dünyanın en vahşi ve en çok katliam yapan terör örgütüdür. Uluslararası Af Örgütü’ne göre; Boko Haram 2-7 Ocak 2015 tarihleri arasında 2000’den fazla insanı öldürmüştür. Fakat en fazla bilinen Boko Haram faaliyeti 14 Nisan 2014 tarihinde 230 kız öğrencinin kaçırılmasıdır.

The Guardian gazetesine göre, Boko Haram terör örgütü bugüne kadar yaklaşık 13.000 kişiyi öldürdü ve 1.5 milyonunu evlerinden etti. Örgüt geçen yıl Gwoza kasabasını ele geçirerek hilafet ilan etmişti. Aylar sonra DAEŞ veya IŞİD’e biat ederek örgütün Batı Afrika kolu olduğunu açıklamıştı.

Nijerya’da Boko Haram Terörizminin Etkileri

Nijerya’da Boko Haram terör örgütü, önceleri saldırılarını sadece güvenlik güçlerine yöneltmişti. Yani lider ve üyelerinin öldürülmesine misilleme olarak güvenlik güçlerine karşı saldırılar düzenlemiştir. Ancak daha sonraları hedef gözetmeksizin saldırılar düzenlemeye başlamıştır. Boko Haram, camilere, kiliselere, pazarlara, eğlence merkezlerine, birahanelere, gece kulüplerine, okullara, hastanelere ve hükümet birimlerine saldırmaktadır.

Ülkenin Ekonomik Gelişimi Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Nijerya doğal kaynaklara sahip bir Batı Afrika ülkesidir. Petrolün keşfedilmesiyle 70’li yıllarda Nijerya’da benzeri görülmemiş servet ortaya çıkmıştır. Ülkenin sahip olduğu doğal kaynaklara rağmen ülkeyi oluşturan çoklu etnik-dinsel toplulukların barış içinde birlikte yaşamanın sağlanmasına yönelik çok sayıda hükümet politikası oluşturulmaya çalışılmıştır. Buna rağmen ülke sürekli olarak etnik kökene dayalı bir savaş alanı haline gelmiştir ve siyasi krizler eksik olmamıştır. Bu krizler, Nijerya’nın ekonomik kalkınmasını ciddi oranda yavaşlatmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma için kullanılacak fon, artık yıkım ve vandalizasyonları yeniden inşa etmek amacıyla kullanılmaktadır (Muhammed, 2002). Örnek olarak şuanda Kuzeydoğu Geliştirme Komisyonu (North East Development Commission) yaşanan krizlerin kurbanlarına yardım etmek ve Boko Haram’ın saldırılarını etkileyen bölgeleri yeniden yapılandırmak için kurulmuştur. Her yıl, bu kuruma ayrı bir bütçe ayrılmaktadır.

Korku, anarşi ve güvensizlik ortamında hiçbir ekonomik gelişme faaliyeti gerçekleştirilemez. Bu nedenle Boko Haram tehditleri, Nijerya’nın kalkınmasına büyük zararlar vermiştir. Oluşan bu kriz, ülkedeki yabancı yatırımcıların korkusunu arttırmayı sürdürmektedir. Ülkede özellikle kuzeydoğu bölgesinde yabancıların kaçırılması olayı, artık haber değeri taşımayan sıradan bir olaya dönüşmüş durumda. Diğer taraftan işsiz genç nüfus, ülke genelinde giderek artmaktadır ve örgüt, bu aç ve işsiz gençleri savaşçı olarak para karşılığında bünyesine katmaktadır.

Her yıl bütçede güvenlik için ayrılan miktar ülkeyi geliştirecek alanlar için kullanılamamaktadır. 2010 bütçesinde 3.3 milyar dolar, 2011 bütçesinde 5.53 milyar dolar, 2013 bütçesinde 5.85 milyar dolar ve 2016 bütçesinde güvenlik için 3.2 milyar dolar ayrılmıştı. Ülke huzur içinde olsaydı bu fonlar, eğitim başta olmak üzere sağlık, yol inşaatı, sanayileşme, konut projeleri ve benzeri kalkınma projeleri için kullanılabilirdi. Boko Haram tarafından yaratılan güvensizlik ortamı sebebiyle ülkedeki sanayi sektörü yavaş yavaş ölmektedir.  Ulaştırma ve turizm sektörleri ise en kötü halini almış vaziyettedir.

Boko Haram, ayrıca vatandaşların Nijerya’nın kuzeyden uzaklaşarak başka bölgelere kitlesel göç etmelerine açtı. Bu göç, bölgedeki ticari faaliyetlerin kârlılığı üzerinde olumsuz bir etki yarattı. Bölgedeki ekonomik faaliyetlerin azalması nedeniyle birçok banka kapanmak zorunda kaldı. Halkın kuzeyden çekilmesi, bölgedeki ekonomik ilişkilerin tamamen durduğu anlamına gelmektedir. Çeşitli devletler arasındaki ticaret de bundan etkilendi. Güney eyaletlerinin sakinleri kuzey bölgesini ziyaret etmekten korkmaktadırlar. Boko Haram, Nijeryalıların imajını uluslararası düzeyde karalamıştır. Bu yüzden yabancı yatırımcılar, Nijerya’yı ne olursa olsun ziyaret etmek istemiyorlar.

Sosyal Gelişim Üzerindeki Etkileri

Sömürgecilik döneminde Nijeryalılar birbirleriyle barış içinde yaşıyorlardı. Sömürge efendilerinin çıkışına kadar barışçıl bir şekilde olduğu söylenebilir (Aborisade, 1999). 1960’tan sonra yani bağımsızlıktan sonra ülkede dini ve etnik hoşgörü kaybolmaya başlamıştı. Esasında gizli bir el, sürekli olarak farklılıkları kaşıdı. Dolayısıyla toplumsal kalkınmanın sağlanması imkânsız hale gelmişti. Çünkü kuzey ve güney kesiminde yaşayan insanlar artık birbirlerini kardeş olarak görmüyorlardı. Bunun nedeni, ayrı kültür, medeniyet ve dini yapılardan gelmeleri olabilir. Bu sosyal anarşi, Nijerya’yı iç savaşa kadar sürüklemişti. 1967-1970 arasında iç savaş yaşanmıştı ve savaşın esas nedeni, Igbo kabilesinin ülkeden ayrılma kararını kamuoyuna duyurmasıydı.

Kabileler arasındaki dini-etnik ayrışma, dış mihraklar tarafından sürekli kaşınırken, bir anda Boko Haram terör örgütü ortaya çıkıverdi ve ilk günlerinde hedefi Hristiyanların ibadet yerleri olmuştu. Dolayısıyla Müslümanlar ve Hristiyanların arasındaki düşmanlık artarak İslamofobi, güneydeki halkın tüm katmanlarında hissedilmeye başladı. Bu tablo ortada iken örgüt, halen Nijerya’da okullara ve üniversitelere saldırılar düzenleyebilmektedir ve yüzlerce masum öğrenci, bu şekilde can vermektedir. Bu ortam, ister istemez eğitimin ikinci planda kalmasına da zemin hazırlamıştır. Öğrencilerin çoğu göç etmek ve hükümetler okulları kapatmak zorunda kalmıştır. Bu terör faaliyetleri sosyal hayatı geriletmektedir. Ayrıca canlı bombalar korkusu nedeniyle çocuklar ve gençler okullardan uzak durmaktadırlar.

Siyasal Sistemin Gelişimi Üzerindeki Etkisi

Kuşkusuz terör faaliyetleri yaşanan bir ülkede siyasi istikrarın olduğu söylenemez. Boko Haram’ın terör eylemleri ülkede istikrarsız bir siyasi yapıyı ortaya çıkarmıştır. Federal Hükümet, bu örgüt ile mücadele etmek için çok fazla maddi kaynak ayırmakta ve bu mücadele için çok fazla zaman harcamaktadır. Boko Haram, hükümetlerin reform ve dönüşüm hedeflerine odaklanmasını da engellemektedir. Nisan 2014’te Nijerya’nın kuzeydoğusunda bulunan Bornu eyaletindeki bir yatılı lise okulunda en az 240 kız öğrencinin silah zoruyla kaçırılması halen zihinlerdeki tazeliğini korumaktadır. Peki, sizce bu olay, bir anda dünya kamuoyuna taşınmıştır? Hangi gizli el, Nijerya’yı uluslararası medyada afişe etmek istemiştir? Bu karmaşık görünen soruların esasında cevabı bellidir: “Afrika’nın gerçek sahipleri muktedir olmasın, yeni-sömürgeciler kıta topraklarında ne var ne yok hepsini sömürsün”.

SONUÇ

Afrika kıtasında yoğun terörist faaliyetler yürütülmektedir. Bu faaliyetleri yürüten terör örgütlerinin en vahşi olanı Nijerya’daki Boko Haram terör örgütüdür. Bu yapay örgütlerin yarattığı korku ortamı, ülke halkının ekonomik, sosyal, siyasal ve güvenlik alanlarında olumsuz etkilenmesine sebep olmaktadır. Boko Haram tarafından oluşturulan terör havası, Nijerya halkının korkularını arttırmaktadır. Ayrıca ülkenin kuzey kesimlerinde provokasyona yönelik ya da sebepsiz intihar saldırıları ile her türlü saldırının gerçekleştirilmesi âdiyattan bir hale geldi. Bu vahşi terör faaliyetleri nedeniyle özellikle kuzey bölgelerde yani Boko Haram’ın etkili olduğu bölgelerde ticaret potansiyeli ve yabancı yatırım olasılığı ciddi oranda azaltmaktadır. Ayrıca bu terör faaliyetleri, ortaya çıktıkları ülkelerde siyasi istikrarsızlıklara neden olmaktadır. Nitekim Boko Haram’ın etkili olduğu bölgelerde yoksulluk, açlık ve diğer toplumsal sıkıntılar yaşanmaktadır. Ancak son aşamada Nijerya’da gizlice terör faaliyetlerinde bulunan Fetullahçı Terör Örgütü’nün faaliyetleri, aslında Afrika ülkelerine kurulan sistematik bir tuzak olarak da nitelendirilebilir.

[1] Önder Aytaç Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra FETÖ bursu ile Birleşik Krallık’ta (İngiltere) Hull Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde doktora eğitimini almıştır.

Share.

Yazar Hakkında

Abubakar Muhammad Yahaya Nijerya'nın Kano şehrinde 1985 yılında doğdu. 2009 yılında Bayero Üniversitesi Kano, Kitle İletişim Bölümünden mezun oldu. 2014 yılında İzmir Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesinde Yüksek Lisans bitirdi. Şuanda Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazetecilik Bölümü, Doktora Adayı olmaktadır. Ayni zamanda TRT Hausa Masasında çalışmaktadır. Ana dili Hausa olurken, Türkçe, İngilizce iyi derece ve Arapça orta seviye konuşmaktadır. [email protected]

Yorum Yap