Güney Afrika’nın İlk Müslüman Mezarlığı: Tana Baru Kabristanı

0

 

Giriş

Güney Afrika Müslümanları’nın son zamanlarda gündemini meşgul eden ve yıllar önce gömüye kapatılan Tana Baru Mezarlığı’nın satışı meselesi, birkaç günden beri Cape Town’daki yerel gazetelerde manşet konusu oldu. Güney Afrika’nın en önde gelen Müslman liderlerin gömülü olduğu Tana Baru Kabristanı’nda aynı zamanda Osmanlı alimi Erzurumlu Müderris Ebubekir Efendi de gömülü olması mezarlığın satışının Türkiye komuyona taşınmasına sebep oldu. Bu haliyle Türk Hükümetini de ilgilendiren ve uluslararası bir mesele olacak kadar önemli olan mezarlıkla ilgili günümüzdeki mevzuya gelmeden önce mezkur mezarlığın tarihi geçmişinden bahsetmekte fayda vardır. Çinlilerin, Türklerin, Hintli, Malay ve Endonezyalı aile mensuplarının atalarının yattığı Tana Baru Mezarlığı bu kısa çalışmada ele alınmaya çalışılacaktır.

Asırlık Tartışma Konusu olan Tana Baru Kabristanı’nın Tarihi Serüveni

Güney Afrika’nın en eski Müslüman mezarlığı olarak addedilen ve Malayca “Yeni Yer/Mekan/Toprak” manasında Tana Baru olarak adlandırılan kabristan, Müslüman mahallesi Bo-Kaap (Afrikansca yukarı Cape Town) semtinin sırtlarında, Long Market sokağının kuzey istikametindeki yamacında yer alır.[1]  Tana Baru Mezarlığı 1795 senesinden beri gömü alanı olarak bilinmekle birlikte 1804 yılında İngiliz işgaliyle halk nezdinde yeni sömürgecilere karşı bir sempatinin oluşması vesilesiyle Müslümanlar adına bağışlanıp bölgenin baş imamı Frans van Bengalen’e verilen bir mezarlıktı. 1805 yılında Cape sömürge hükümeti kayıtlarında Signal Tepesiyle Long Market Sokağının yerleşim yerine kadar olan açık alan şeklinde tarif edilen gömü alanı, zamanla ihtiyaç nisbetinde genişletilmişti. 1807 yılında vefat eden meşhur Endonezyalı Müslüman lider Tuan Guru’nun Tana Baru Kabristanı’na gömülmesiyle Müslüman ahalinin nezdinde mezarlık daha bir önem kazanmıştı.[2] 1840’larda mezarlığa gömülen bölgenin önde gelen İslam alimleri sebebiyle Tana Baru Kabristanı bir Müslüman mezarlığı olarak anılmaya başlamıştı.[3]

1858 yılında Ümit Burnu’nda baş gösteren salgın hastalık, Cape sömürge hükümet sekreteri Rawson W. tarafından rapor edilmiş ve bu salgının sebebinin şehre yakın olan mezarlıklardan kaynaklandığı iddiası üzerinde durulmuştu. 1859 yılı Şubat ayında Cape sömürge hükümeti şehir sakinlerinin sağlığı için mezarlığın daha güvenli bir yere taşınması gerektiği kararı onaylanmıştı fakat bu kararname Müslümanların huzurunu bozup halk içerisinde kargaşa yaratabilir kaygısıyla ertelenmişti.[4]

1873 yılında şehirdeki tüm mezarlıkların kapatılması Cape Town şehir konsulu tarafından gündeme taşınmıştı. Bu kararla ilk kapatılan mezarlık Tana Baru Kabristanı’nın biraz aşağısında kalan Green Point semtindeki köle mezarlığıydı.[5]

O dönemde yayınlanan yerel haberlere göre Cape Sömürge Hükümeti parlamentosunda bu tür tartışmalar sürerken Bo-Kaap Müslüman Mahallesinin bazı önde gelen dini liderlerinin de itirazlarda bulundukları anlaşılıyor. Auwal cami cemaatinin önde gelen isimlerinden Abdol Burns Cape şehir konsülüne yazdığı bir dilekçede Tana Baru Mezarlığında çok az gömü olması sebebiyle şehire hastalık yayacak bir tehlikenin olmadığını ifade etmişti.[6] Abdol Burns’un şikayetindeki başka bir sebep ise Müslüman mezarlığının şehirden uzak başka bir bölgeye taşınması halinde şehir dışındaki yerlere cenazelerin taşınmasının çok müşkül olacağı yönündeydi. Abdol Burns’e göre zaten bir Müslüman cenazesinin beş altı kilometre uzaklara taşınıp gömülmesi dinen caiz değildi.[7]

Cape sömürge konsülü Tana Baru Mezarlığı’nın kapatılmasına karşılık şehir dışında Matlaind semtinde her dinden kimsenin cenazesinin gömülebileceği bir mezarlık tahsis etmişti. Maitland Kabristanı Vakıf idaresinin başına Dr. Ebden geçmiş ve vakfın mütevelli heyet üyelerinin içerisinde hiçbir Müslüman temsilcinin olmaması da tenkitlere sebep olmuştu.[8]

Abdol Burns’un gerek camilerde konuşmaları gerekse Cape şehir konsülünde mezarlık hakkındaki çözüm arayışları konunun gazetelere yansımasına da sebep olmuştu. Maitland Kabristanı Vakfı’na ilk itiraz da Abdol Burns’dan gelmişti. Burns, Cape Town’da üçüncü büyük topluluğunun Müslümanlar olmasına rağmen mezarlık idaresinde bir temsilcilerinin dahi olmamasına şiddetle karşı çıkmıştı. Bunu protesto etmek üzere 12 Haziran 1885 yılında 500 kişilik Malay Müslümanları İmam Abdulkerim, İmam Gamja ve İmam Shahibo önderliğinde Cape şehir konsül binası önünde toplandılar. Bu protesto sonucu Maitland Kabristanı idaresinde bir Müslüman temsilcinin de bulunmasında bir sakınca görülmemiş ve Müslümanların bu protestosu işe yaramıştı. Fakat buna rağmen Tana Baru Mezarlığı’nın kapatılması hususunda Cape şehir konsülü geri adım atmamıştı.[9]

Cape Argus gazetesinin 30 Temmuz 1885 tarihli bir haberinde Dr. Ebden Abdol Burns’un iddiasına cevaben “İstanbul’da cenazeleri Boğaz’dan kayıkla karşı kıyıdaki mezarlıklara taşıyorlar, bunun bir sakıncası olmadığını bilmiyor musun?” şeklinde serzenişte bulunmuştu.[10] Tartışmalar bu yönde devam ederken 14 Kasım 1885 yılındaki bir gazete haberinde Abdol Burns artık Müslüman cemaati nezdinde onların haklarını savunan kahraman olarak lanse ediliyordu. 4 Ocak 1886 yılında Abdol Burns’un şehir konsülüne yazdığı dilekçede tarihi Tana Baru Mezarlığı’nın kapatılmasının mümkün olmadığını fakat hükümet şayet çözüm arıyorsa Tana Baru Mezarlığının Aslan Tepesi istikametindeki sınırlarında mezarlığın genişletilmesi ile salgın hastalık tehdidinin kesinlikle söz konusu olmayacağı bahis konusu ediliyordu.[11]

Tüm bu mücadelelere rağmen şehir konsülünün çıkardığı Public Health Act of 1886 adındaki tüzükle Tana Baru Mezarlığı’nın resmen kapatılması Malay Müslüman Cemaati’nin kitleler halinde protestolarına sebep olmuştu.[12] O dönemdeki yerel haberlere göre Malay asıllı dini liderlerin haricinde iki Osmanlı alimi bu protestolarda ön plana çıkmıştı. Birisi gazetelerde Hatip Mahmud diye bahsi geçen ve  Tana Baru mezarlığına 200 metre mesafede 71 Wale sokağındaki evinde yaşayan Mahmud Efendi’ydi. Mahmud Efendi aslen Mekke ulemasından olup babası Hasanüddin Efendi’nin Ümit Burnu Müslümanlarının hac vazifesinde onlara kılavuzluk yapmak için Cape Town’a yerleşen bir ailenin oğluydu. 1894 yılında Mahmud Efendi’nin Sultan Abdülhamid’in emriyle Cape Town’da Nuru’l-Burhan Mektebi’nin hocası olduğunu biliyoruz.[13] Tana Baru Mezarlığı’nın kapatılmasına şiddetle karşı çıkan diğer bir tarihi şahsiyet Ahmet Ataullah Efendi’ydi. Cape Argus gazetesinin 19 Ocak 1886 yılındaki haberine göre henüz 21 yaşında olan Ahmet Efendi Chappini camiinde Afrikansca lisanında verdiği bir konuşmada halkı coşturmuş ve onların güvenini kazanmıştı.  Ahmet Ataullah Efendi bilindiği üzere Ümit Burnu’na 1863 yılında gelmiş olan merhum Müderris Ebubekir Efendi’nin en büyük oğluydu. Babasının 1880 yılında Tana Baru Mezarlığına gömülmesi sebebiyle Ahmet Efendi bu mezarlık konusuyla daha fazla bir hassasiyetle ilgileniyordu.[14]

17 Ocak 1886 yılında Bo-Kaap semtinde toplanan tüm Müslümanlar bu yasayı fiili yoldan protesto etmek için o sırada vefat etmiş olan bir Müslümanı Tana Baru Kabristanı’na defnettiler. Bunun üzerine harekete geçen şehir polisi Tana Baru Mezarlığında toplanmış olan Müslümanları dağıtıp Abdol Burns ve yanındaki bazı liderleri tutuklamıştı. Bir kaç hafta süren yargılamadan sonra Abdol Burns halkı yasaya aykırı gelerek kışkırttığı için iki ay hapis cezasına çaptırılmıştı. Onun yanında bazı Müslümanlar da ağır işçilik gibi çeşitli cezalara çarptırılmışlardı. Bu tutuklamalar her ne kadar Tana Baru Mezarlığı’nın kapatılmasını protesto eden liderlerin manen gücünü kırmış olsa da genel mana da Müslümanlar arasında tansiyonu düşürmemişti.[15]

Müslümanların nüfusu Ümit Burnu’nda ciddiye alınacak kadar çoktu. Terzilik, aşçılık ve duvar işçiliğinde çok mahirdiler ve kölelik 1834 yılında kalktığından beri Cape Sömürge Hükümeti onlarla iyi ilişkiler kurmuştu. Öte yandan Müslümanların Güney Afrika’nın ilk işgalcileri olan Flemenk kökenli Afrikanerslerle de yakınlaşmamaları için İngiliz sömürge idaresi bu birçok zanaat dalında mahir dostlarını kaybetmek istemiyordu. Afrikanersler özellikle Natal ve Kimberley’deki altın ve elmas madenlerinin keşfinden sonra ülkede ciddi bir tehdit olarak görülüyorlardı.  İngiliz hükümetiyle sık sık Transvaal bölgesinde sınır savaşları oluyordu. Genel itibariyle Müslümanlar İngiliz hakimiyetini  Afrikanerslere tercih ediyorlardı.[16]

Ahmet Ataullah Efendi halen camilerde Tana Baru Mezarlığı’nın kapatılmaması için konuşuyor ve tutuklanan Abdol Burns’u desteklemek için halkı yeni protestolara davet ediyordu. Tüm bu faaliyetlerin birer müspet neticesi olarak Cape Town Şehir konsülü başka bir çare bulmak üzere bir karara vardı. Şehre yakın Observatory semtinde sadece Müslümanlara ait bir gömü alanı tespit edilmişti. Cape sömürge hükümeti Müslümanlarla anlaşmaktan yanaydı fakat Tana Baru Mezarlığı artık bu tarihten sonra gömüye açılamazdı. Bunun farkına varan Müslüman halk da daha fazlasını elde edemeyeceklerine kanaat getirerek şehrin yakınında elde ettikleri yeni bir mezar yerinin temin edilmesiyle yarı zafer kazanmış olduklarını düşünerek konuyu barışçıl bir şekilde kapattılar. Böylelikle Tana Baru Mezarlığı 1886 yılından günümüze kadar gömüye kapalı bir tarihi kabristan olarak şehrin en seyirli yerinde Müslümanların ziyaret ettiği bir kutsal mekan olarak kaldı.[17]

Tana Baru Mezarlığı’nın Türkiye için Önemi ve Günümüzdeki Konumu

 1886 yılında kapatılmasından bu yana kaderine terk edilen Tana Baru Kabristanı, kendi bünyesinde oluşturduğu vakfı tarafından elden geldiğince korunmaya çalışılmaktadır. Lakin 1900’lerin başlarında Güney Afrika’da bir dönem etkili olan Vehhabi inancı yüzünden mezar taşları bu tür radikal grupların saldırısına uğramıştı. Mezarlıkta Osmanlı alimi Ebubekir Efendi’nin de gömülü olması bu alanın Türkiye Hükümeti’nin ilgilendiği bir mezarlık olmasında rol oynamıştı. 2005 yılında dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın mezarlığı ziyareti üzerine hükümet bazında girişimlerin yapılması konusu gündeme gelmişti. Mezarlığın içerisinde bazı Müslümanlara ait şahıs topraklarının olması sebebiyle tam teşekküllü bir bakım onarım çalışması mümkün olmamıştı. O dönemden 2012 yılına kadar hiçbir bakım onarım yapılmayan mezarlık 2012 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından ziyaret edilince tekrar Türkiye gündemine taşınmıştı. Tüm bu ziyaretlere ve mezarlık hakkında Türkiye’de çıkan haberlere rağmen Ebubekir Efendi’nin mezarı metruk bir halde bırakılmıştı. Türkiye’den Cape Town’a ziyarete gelen onlarca gazeteci, devlet büyüğü veya televizyon ekibinin ilgisine rağmen mezarlıkta Ebubekir Efendi adına bir fiili restorasyon veya faaliyet yapılmamıştı. 2013 yılının Ramazan ayında Cape Town’da ikamet eden bazı hayırsever Türkler, Ebubekir Efendi’nin mezarını yaptırdılar. Tarafımızdan yazılmış olan Arapça-İngilizce-Türkçe mezar taşı, Türkiye’de yaptırılarak Cape Town’a getirildi ve şahsımın tertip ettiği bir mevlit töreninden sonra Efendi ailesi üyeleriyle birlikte yerine konuldu. Bu vesileyle Ümit Burnu’nda bir Osmanlı mezarı korunmaya alındıĝı gibi o zamana kadar mezarlığın yeri ile ilgili olan tartışmalar da son bulmuş oldu. Bu faaliyetlerimiz Güney Afrika gazetelerinde yer aldıĝı halde  burada mevzu konusu olamayacak kadar uzun ve türlü sebeplerden ötürü Türkiye medyasında bahis konusu olmamış, örtbas edilmişti.[18]

Bu restorasyon çalışmasıyla Gűney Afrika’nın en eski kabristanı olan Tana Banu Mezarlığı’nın görkemli bir tepesinde űç ayrı dilde yazılmış olan Ebubekir Efendi’nin mezar taşı kitabesi, gelen geçen yerli yabancı turistlere de bir ziyaretçi yeri oldu. Hizmetleriyle unutulmayacak olan Ebubekir Efendi 17 yıl hizmet verdiği topraklarda vefat etti ve Tana Baru Mezarlığı’nın en seyirli tepesinde huzur içinde yatmaktadır.

Cape Town Arşivinde Bulduğumuz Mezar Taşının Orijinalinin Bir Kopyası ve Şimdiki Hali

Tarafımızdan Yaptırılan Mezarın Eski ve Yeni Hali, 2013

Ebubekir Efendi’nin mezarı veya çevresi için 2013 yılından günümüze kadar yapılmış olan başka birşey söz konusu değildir.[19] 2016 yılında  Türk Hükümeti’nin Afrika kıtasına önem göstermesi sebebiyle Tika tüm mezarlığın etrafını demir çitlerle çevirerek kabristan girişine bir tabela astı.[20] Bunun haricinde Güney Afrika’daki Türkiye Büyükelçiliği arazinin satın alınması için Tana Baru Mezarlığı Vakfı ile irtibat içerisinde olup  Sn. Büyükelçi Elif Çomoğlu Ülgen’in yakından takip ettiği bir konu olarak üzerine çalışılan güncel bir faaliyet alanıdır.

Tana Baru Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezarları için Neler Yapılabilir?

Güney Afrika Müslümanları için tarihi ve manevi değeri yüksek olan Tana Baru Mezarlığı’nda bazı kişilerin şahsi mülklerinin olması mezarlığın bazı bölümlerinin satılmasının zaman zaman gündeme taşıyor.[21] Bir kaç haftadır Cape Town’da gazetelere konu olan şehrin çok seyirli bir tepesinde mukim, Tana Baru Mezarlığının satılarak elden çıkması endişesindeki temel neden, mezkur arsanın içerisinde Ebubekir Efendi’nin mezarının da bulunmasından ileri geliyor.[22]

Tana Baru Mezarlığı’nın 1900’lerin Başındaki Hali ve Günümüzde Satış Konusu Olan Arazisi

Türkiye Hükümeti’nin mezarlık ile ilgili gibi henüz somut bir şey yapmamış olması o arazide yatırım yapmayı düşünen işletmecilerin iştahını kabartmaktadır. Tana Baru Vakfı’nın maddi olarak üstesinden gelemediği bu konu bu yönüyle de hem bölge Müslümanlarının hem de Vakıf üyelerinin endişelerine sebep olmaktadır.[23] Son zamanlarda mezarlığın satışı konusundaki en müspet gelişme ise Bo-Kaap Müslüman cemaatinin konuya hassasiyet göstermesi nedeniyle olayı protesto etmeleriyle satışın geçici olarak durdurulmuş olmasıdır.

Tana Baru Mezarlığı Giriş Kapısı

Kanaatimizce Tana Baru Mezarlığı’nda Türkiye Devleti olarak yapılması gereken en önemli ve etkili faaliyet, kabristanın girişinden Ebubekir Efendi’nin mezarının olduğu yere kadar bir yürüme yolunun düzenlenmesidir. Tarihi mezarlıkta doğal yapıyı korumak suretiyle yapılacak olan yol sayesinde öncelikle mezarlığın altındaki bölgeden hiçbir surette görülmeyen Ebubekir Efendi’nin mezarının orada varlığından ziyaretçiler haberdar edilmiş olacaktır. Bu vesileyle söz konusu tartışmalara  verilecek en önemli cevap Türk Hükümeti olarak buradaki tarihi mezarımıza müşahhas olarak gösterdiğimiz alaka olacaktır. Bununla birlikte her yıl mezarlığın girişine kadar gelip dua eden binlerce ziyaretçi de Tana Baru Kabristanı’nda Ebubekir Efendi’nin mezarını ziyaret etmiş olacaktır. Zira kanaatimizce Güney Afrika havalisinde Türkiye olarak en büyük eksikliğimiz bölgedeki tarihi varlığımızın korunmasında gösterdiğimiz zaafiyettir. Zira Güney Afrika’daki Osmanlı mezarları gibi Cape Town şehrindeki Osmanlı Kriket Klübü, Nuru’l-Osmaniyye ve Nuru’l- Hamidiye Camileri, bu köklü tarihi mirasımızın devlet eliyle korunması gerektiğini zaruri kılar.

Sonuç

Erzurumlu İslam alimi Seyyid Ebubekir Efendi’nin 1862 yılında Ümit Burnu’na gönderilmesiyle bölgede başlayan eğitim hizmetleri halefi olan Müderris Mahmud Fakih Emin Efendi’nin faaliyetleri zamanla bölgede köklü bir Osmanlı kültürel mirasının oluşmasına sebep olmuştur. Bu kültürel mirasın korunması bölgedeki Müslüman halkla olan ilişkilerin yeniden canlandırılması ve havalide vefat etmiş olan Osmanlı alimlerinin mezarlarının korunması ile mümkün olabilir.

Öyle ki gerek Müslüman mezarlığı olması vesilesiyle gerekse Osmanlı Devleti’nin Ebubekir Efendi’nin 29 Haziran 1880 yılında vefat edip Tana Baru Mezarlığı’na gömülmesi sebebiyle mezkur kabristan Türkiye Hükümeti’nin önem verdiği bir toprak parçasıdır ve bu bölgenin hassasiyetle korunması elzemdir.

Kaynakça

[1] Davids, A., & Committee for the Preservation of the Tana Baru. (1985). The history of the Tana Baru: The case for the preservation of the Muslim cemetery at the top of Long Market Street. s. 21, Cape Town: Committee for the Preservation of the Tana Baru.

[2] Rafudeen, A. (2004). The compendium of Tuan Guru: Translation and contextualisation: s. 112 (a research file).

[3] Murray, N. (January 28, 2008). Cape Town’s Tana Baru Burial Ground: Wasteland or Private Property? Journal for Islamic Studies, 25, 1.

[4] Davids, A. (1980). The Mosques of Bo-Kaap: A social history of Islam at the Cape. s. 71 Cape: South African Institute of Arabic and Islamic Research.

[5] Halkett, D., Malan, A., & Hart, T. (June 01, 2004). Bones of contention: archaeology and the Green Point Burial Grounds: Session 2: the last rights. South African Museums Association Bulletin, 30, 1, 25-31.

[6] Güney Afrika Devlet Arşivleri CO 4246 B96 Memorial. Abdol Burns. Regarding Closing of Cemeteries. 1885

[7] Costa, Y., & Davids, A. (1994). Pages from Cape Muslim History. s. 34, Pietermaritzburg, South Africa: Shuter & Shooter.

[8] Du, P. I. D. (1944). The Cape Malays. s. 16, Cape Town: M. Miller Ltd.

[9] Davids, A. (January 01, 1992). Muslim-Christian relations in nineteenth century Cape Town (1825 – 1925). Kronos: Journal of Cape History, 19, 1, 80-101.

[10] Cape Argus 30 July 1885, “Cemetery Issue” s. 11. Cape Town

[11] Todeschini, F., Strom, K., Lawton, S., & Cape Town (South Africa). (1991). Lion’s Head and Signal Hill historical development and existing cultural landscape: A component study of the Lion’s Head and Signal Hill project. s. 119, Cape Town: publisher not identified.

[12] Cape of Good Hope (South Africa), Tennant, H., & Jackson, E. M. (1895). Statutes of the Cape of Good Hope. Cape Town: Juta.

[13] Gencoglu, H. (2015). The forgotten Effendi: Ottoman Muslim theologian, Mahmud Fakih Emin Effendi, and the real story of the Bo-Kaap Museum, c. 1894-1978. New Contree: a journal of historical and human sciences for Southern Africa, 73, 162-180.

[14] Gencoglu, Halim. (2014). The first Muslim politician of South Africa Ahmet Ataullah Bey, 1865-1903. School for Basic Sciences, Vaal Triangle Campus, North-West University.

[15] Davids, A. (1980). The Mosques of Bo-Kaap: A social history of Islam at the Cape. s. 73, Cape: South African Institute of Arabic and Islamic Research.

[16] Du, P. I. D., Lewis, B., & Lewis, E. D. (1945). Tales from the Malay quarter. s. 231, Cape Town: M. Miller, limited.

[17] Davids, A., & Committee for the Preservation of the Tana Baru. (1985). The history of the Tana Baru: The case for the preservation of the Muslim cemetery at the top of Long Market Street. s. 38, Cape Town: Committee for the Preservation of the Tana Baru.

[18] https://www.pressreader.com/south-africa/cape-argus/20130815/281775626801176, 15 Haziran 2018 tarihinde erişildi.

[19] Gençoğlu, H. (2016). Güney Afrika’da unutulan bir Osmanlı nesli: Güney Afrika’da Osmanlı izleri. s. 42, Tezkire.

[20] https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/tikanin-guney-afrikadaki-etkinlikleri/4/170025, 15 Haziran 2018 tarihinde erişildi.

[21] https://www.iol.co.za/capetimes/news/r20m-sacred-bo-kaap-land-auction-shock-15368630,15 Haziran 2018 tarihinde erişildi.

[22]https://www.iol.co.za/capeargus/news/doutie-heir-objects-to-sale-of-historic-bo-kaap-cemetery-tana-baru-15420025, 15 Haziran 2018 tarihinde erişildi.

[23] http://www.tanabaru.co.za/, 15 Haziran 2018 tarihinde erişildi.

Share.

Yazar Hakkında

Dr., Cape Town Üniversitesi. Halim Gençoğlu, 1981, Trabzon doğumludur. Türkiye'de çeşitli üniversitelerde Osmanlı Devleti ve ekonomik tarihi üzerine ihtisasından sonra sömürge tarihi çalışmalarına yöneldi ve bu vesileyle bazı Afrika ülkelerinde çalıştı. 2009 yılında Güney Afrika'da Cape Town Üniversitesi'nde yeniden bir yüksek lisans tezi çalışmasına girerek "Afrika'da Osmanlı Varlığı" adlı Honor projesini tarih bölümünde Prof. Dr. Nigel Worden'la tamamladı. Aynı fakültenin Teoloji departmanında Müderris Ebubekir Efendi'nin Ümit Burnu'ndaki faaliyetleri konusunda yazdığı yüksek lisans tezini 2013 yılında dereceyle tamamladı. 2017 yılında aynı fakültenin Yahudi Tarihi ve Dili bölümünde Afrika-Orta Doğu'daki Yahudi yerleşmelerini ve inanç yapılarını Tevrat'taki Siyonizm ve Siyasi Siyonizm ölçeğindeki araştırmalarını Doktora tezi olarak tamamladı. Çalışmaları İngilizce, Türkçe, Afrikansca makale ve kitap olarak yayınlandı. Cape Town Üniversitesi'nde Afrika Çalışmaları bölümünde araştırmacı olarak görev yapmakta olup bilhassa Osmanlı tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorum Yap