Güney Afrika’da Bir Hürriyet Mücâhidi (Savaşçısı): Şehit İmam Abdullah Haron

0

1969 yılında Apartheid polisi tarafından öldürüldü. Dünya onu 1978 yılında Barney Desai ve Cardiff Marney tarafından yazılan The Killing of the Imam adlı dramatik romanla tanıdı. İmam Haron’un öldürülmesine sebep olan etken, Güney Afrika’da aynı ırkçı hükümetin siyasetiyle yüzleşmiş olan diğer yüzlerce imam gibi haksızlığa karşı susmayıp hükümetin zulümle sindirmeye çalıştığı halkın sesi olmasıydı.[i]

İmam Abdullah Haron 1924-1969

Abdullah Haron’un Ailesi

İmam Abdullah Haron’un ailesi Ümit Burnu’na uzun seneler önce Malezya’dan getirilmiş bir Müslüman sülaleye dayanıyordu. Ailesi Cape Town’ın Claremont şehrinde yaşıyorlardı. Aynı mahallede uzun yılladır komşuluk yaptıkları Osmanlı kökenli aileler de mevcuttu. Haron ailesini bizzat tanıyan bu Osmanlı kökenli ailelerin bir ferdi olan Hişam Nimetullah Efendi’nin bize aktardığına göre İmam Abdullah Haron’un babasının aynı mahallede olan bakkalından alışveriş yaptığını ve bakkala her girişinde onu Sultan Abdülhamid Han tuğralı Kur’an-ı Kerim’i okuduğunu söylemişti. Hakikaten Sultan Abdülhamid döneminde Güney Afrikalı Müslümanlara defaatle Kur’an-ı Kerim hediye edildiği arşiv kaynaklarından anlaşılıyor.[ii]

Abdullah Haron 8 Şubat 1924 yılında Cape Town’da doğmuştu. O, Talfalah İlkokulu’na gider; halası Meryem Hanımın rahle-i tedrisinde dini eğitimini tamamlamaya gayret ederdi. 14 yaşında hafız olmuştu. İslami eğitimindeki eğilimine binaen ailenin ekonomik sorunlarına rağmen Abdullah Haron uzmanlaşmak üzere Mekke’ye gönderildi. İki yıl Mekke’de hem İslam eğitimi hem de Arapça’da uzmanlaştı. Mekke’de meşhur Şeyh Abdurrahman el-Alavî el-Mâlikî’nin öğrencisi oldu. Güney Afrika’ya dönünce Şeyh Abdullah Taha Gamildien ve Şeyh İsmail Ganief’in yanında yetişti. Bir aktivist olarak yetişmesinde Şeyh İsmail Ganief’in büyük rolü vardır.[iii]

1955 yılında Claremont’taki Stegman sokağında bulunan el-Jamie camiine imam olarak tayin edilmişti. İmam Abdullah Haron bu camideki faaliyetleriyle farklı düşünce yapısını ortaya koymuştu. Camide bay-bayanlar için kurduğu dini sohbet ve irşad programlarıyla hem yeni yetişen neslin bilinçlenmesine hem de din eğitiminin sosyal hayattaki rolünü öğrenmelerini sağlıyordu. 1958 yılında Ebubekir Fakir, İsmail Saban, Reşit Saban, Kerim Sadan, Sait Galant, Sadık Galant, ve Ebubekir Hattas gibi tanınmış Müslümanlarla Claremont Müslüman Gençlik Cemiyeti’ni kurdu. Abdullah Haron, 1959 yılında “İslami Ayna” manasına gelen Islamic Mirrors adında aylık bir dergi ve yine aynı yıl içerisinde arkadaşlarıyla Muslim News adında bir gazete çıkarmaya başladı. İmam Abdullah Haron aynı zamanda gazetenin editörü olarak çalışıyordu.[iv] Siyaset, ekonomi, İslam ve kültür politikalarının tartışıldığı gazete kısa zamanda Apartheid hükümetinin dikkatini çekmişti. Tüm bu faaliyetleriyle Abdullah Haron farkında olarak ya da olmayarak düşman topluyordu. Özellikle 1961 yılında Call of Imam adlı Apartheid rejimini protesto eden kitapçığın basım ve dağıtımıyla tehdit almaya başlamıştı.

Abdullah Haron’un bu faaliyetlerinin yanında öğrencilerini birer Müslüman münevver olarak yetiştirmesi dikkat çeken başka bir husustu. Verdiği eğitimlerde her daim Apartheid hükümetinin zulmünü de dile getirmesi, Hz. Ali’nin “haksızlık karşısısında susan dilsiz şeytandır” sözünün müşahhas bir tezahürü olarak anlaşılmalıdır. Onun bu liderlik vasfı sadece kendi Müslüman çevresinde değil Apartheid rejimine karşı tüm renk ve dinlerdeki insanlara da umut olmuştu. Cape Town’ın en yoksul ve siyahi kesimin meskun olduğu mahalleleri Langa, Guguletu ve Nyanga semtlerinde halkla buluşup toplumsal tepki ortaya koymak için dini liderlerle yaptığı toplantıları halkın yanında hakkn sesi olduğunu ortaya koyuyordu.[v]

7 Mayıs 1961 yılında, İmam Abdullah Haron Apartheid hükümetinin uygulamaya koyduğu bölgelerin ırk ve renklere göre ayrıldığı kanunun İslam’a ve insanlığa aykırı olduğuna yönelik Cape Town Drill Hall’de yaptığı konuşması çok ses getirmişti. 1961 yılında yaptığı bu konuşma, 1903 yılında Müderris Hişam Nimetullah Efendi’nin Cape Town İslam Cemiyeti başkanı olarak yaptığı konuşmadan farklı değildi. Zira dile getirilen hakikat 60 yıl sonra da olsa yerinde duran aynı meseleye, ırksal ayrımcılığa işaret ediyordu.[vi]

1960’larda Abdullah Haron, Güney Afrika Melez Haklar Kongresi (SACPO) mensuplarından Barney Desai ile de sıcak münasebetler geliştirmişti. 1965 yılında Apartheid hükümetinin Group Areas Act adındaki faaliyeti başladığı zaman bu uygulamadan etkilenen binlerce mağdurdan birisi de İmam Haron ve ailesiydi. Bölgelerin beyaz ve beyaz olmayan insanlara göre ayrılmasında zor olan elbette tek sorun sadece başka bir semte taşınmak değil hafızalardaki hatıralar, yaşanmışlıklar ve geride bırakılan komşular, izleri günümüze kadar silinmeyecek bir travmanın oluşmasına sebebiyet vermişti. İmam Haron Lansdowne semtindeki baba evini bırakıp ailesi ve üç çoçuğuyla daha şehrin dışında olan Athlone semtine taşınmıştı. İmam Haron maddi olarak altından kalkmak için bir taraftan da Wilson Rowntrees şekerleme fabrikasında satış elemanı olarak çalışıyordu. O sebepten ötürü Athlone semtinde bir ev inşa edebilmişti.[vii]

1968 yılında İmam Haron, Hacca gitti ve eğitim konularını konuşmak üzere Suudi Arabistan Milli Eğitim Bakanı Hasan Abdullah Ali Şeyh’le görüştü. Riyad’daki ziyaretinden sonra Kahire’ye gidip Müslüman liderlerle görüştü. Oradan Hollanda ve İngiltere’ye gidip bazı görüşmelerde bulunması Güney Afrika Apartheid hükümeti tarafından da takip ediliyordu. Bunun farkında olan İmam Haron Kanada Büyükelçiği’ne yaptığı göçmenlik başvurusu da reddedilmişti. 28 Mayıs 1969 tarihinde Apartheid polisi komiseri Spyker van Wyk, 1967 yılında çıkarılan 6. yasa tasarısının 83. maddesine göre anarşi yaratma bahanesiyle İmam Abdullah Haron’u tutukladı. 123 günlük bu tutukluluk süresince kimseyle görüşmesine izin verilmeyen İmam Haron için Birleşik Parti üyesi Catherine Taylor, 13 Haziran 1969 tarihinde Güney Afrika Emniyet Teşkilatı’na sunduğu dilekçede tutuklanma sebebini hakkında halkın açıklama beklediği izah edilmişti. Polis teşkilatı adına Muller, şüphelilerin tutuklanmasında halka izahat vermek gibi bir sorumlulukları olmadığını hatırlatmıştı. 27 Eylül 1969 tarihinde İmam Abdullah Haron’un ailesi alabilecekleri en kötü haberi aldılar. Resmi bildiri, İmam Haron tutuklu olduğu hapishanenin merdiveninden düşerek öldüğü yönündeydi. Fakat yapılan otopside İmam Abdullah Haron’un vücudunda birçok yerinde bulunan işkence gördüğüne dair emareler onun öldürüldüğüne delalet ediyordu. Onun şehit olduğu haberi, bütün Güney Afrika Müslümanları ile kendisini tanıyan, ırk ayrımına karşı mücadelesini bilen diğer Hintlilerle siyahlar arasında kısa zamanda yayıldı. Eski kıta olduğu için çok ender görülen bir zelzele sarsıntısının, tam onun öldüğü günün haftası hissedilmesi sadece Müslüman cemaatinde değil onun öldürülmesinin büyük bir vahşet olduğunu düşünen bazı Hristiyan liderlerin nazarında da yaradanın bir işareti olarak yorumlanmıştı. Cenazesine yüzlerce Hristiyan ve Hindu yerli halk da iştirak etmişti.[viii]

Cape Town şehrinde düzenlenen cenaze törenine o zamana kadar görülmemiş bir kalabalık katıldı. İmam Abdullah Haron, Güney Afrika’nın en eski ikinci mezarlığı Movbrai kabristanına gömüldü. Hakikat ve doğruluk yolunda zalime boyun eğmeyen karakteriyle İmam Abdullah Haron, faşist Apartheid rejiminin mağdur ettiği sembol bir isim olarak her yıl çeşitli etkinliklerde anılıyor. İmam Şehit Abdullah Haron adına anma etkinliklerinin düzenlenerek, bu önder şahsiyetin de Türkiye gündemine girebilmesi temennisiyle…

İmam Abdullah Haron’un kabri, Cape Town

DİPNOTLAR

[i] Omar, Abdul Rashied. 1987. The impact of the death in detention of Imam Abdullah Haron on Cape Muslim political attitudes. [Place of publication not identified]: [publisher not identified].

[ii] Haron, Muhammed. 1986. Imām ‘Abdullāh Haron: life, ideas and impact. [Place of publication not identified]: [publisher not identified].

[iii] Desai, Barney, and Cardiff Marney. 2012. The killing of the imam. [South Africa]: Imam Abdullah Haron Education Trust

[iv] Haron, Muhammed, and Imraan Buccus. 2009. “Al-Qalam: An Alternative Muslim Voice in the South African Press”. South African Historical Journal. 61 (1): 121-137.

[v] Meiring, P. 2003. “The Muslim voice in South Africa – in the era of truth and reconciliation”. Dutch Reformed Theological Journal = Nederduitse Gereformeerde Teologiese Tydskrif. 44 (3_4): 399-406.

[vi] Haron, Muhammed. 2007. “The formation of religious networks between the Muslim heartlands and the South African Muslims”. Boleswa Journal of Theology, Religion and Philosophy. 1 (3): 57-77.

[vii] Dangor, Suleman E. 2003. “The establishment and consolidation of Islam in South Africa: from the Dutch colonisation of the Cape to the present”. Historia. 48 (1): 203-220.

[viii] Omar, Yunus. 2015. “Formative elements in the making of a young radical teacher in an ethos of resistance to educational and broader social marginalisation in early twentieth-century Cape Town”. Southern African Review of Education with Education with Production. 21 (1): 61-79.

Share.

Yazar Hakkında

Dr., Cape Town Üniversitesi. Halim Gençoğlu, 1981, Trabzon doğumludur. Türkiye'de çeşitli üniversitelerde Osmanlı Devleti ve ekonomik tarihi üzerine ihtisasından sonra sömürge tarihi çalışmalarına yöneldi ve bu vesileyle bazı Afrika ülkelerinde çalıştı. 2009 yılında Güney Afrika'da Cape Town Üniversitesi'nde yeniden bir yüksek lisans tezi çalışmasına girerek "Afrika'da Osmanlı Varlığı" adlı Honor projesini tarih bölümünde Prof. Dr. Nigel Worden'la tamamladı. Aynı fakültenin Teoloji departmanında Müderris Ebubekir Efendi'nin Ümit Burnu'ndaki faaliyetleri konusunda yazdığı yüksek lisans tezini 2013 yılında dereceyle tamamladı. 2017 yılında aynı fakültenin Yahudi Tarihi ve Dili bölümünde Afrika-Orta Doğu'daki Yahudi yerleşmelerini ve inanç yapılarını Tevrat'taki Siyonizm ve Siyasi Siyonizm ölçeğindeki araştırmalarını Doktora tezi olarak tamamladı. Çalışmaları İngilizce, Türkçe, Afrikansca makale ve kitap olarak yayınlandı. Cape Town Üniversitesi'nde Afrika Çalışmaları bölümünde araştırmacı olarak görev yapmakta olup bilhassa Osmanlı tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorum Yap