Afrika’nın Kronik Sorunu Sınır Anlaşmazlıkları: Etiyopya-Eritre Anlaşması Rol Model Olabilecek Mi?

0

Etiyopya ve Eritre arasında Eritre’nin bağımsızlık ilanı sonrasında yaşanan sınır anlaşmazlığı, Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, barış ve dostluk deklarasyonu imzalamasıyla sona erdi. İki ülke arasında çatışmaya dönüşen ve 80 bin civarında insanın ölümüyle sonuçlanan savaştan yıllar sonra gelen barış Afrika’nın diğer sınır anlaşmazlığı yaşayan ülkelerine rol model olabilirse Afrika kıtası kolonizasyon ve dekolonizasyon süreçleri sonrasındaki prangalarından kurtularak zengin insan ve doğal kaynakları ile yeni dünya düzeninde en güçlü oyuncularından biri olabilme imkânını yakalayabilir. Bu gelecek vizyonunun ışığında Afrika’nın kronikleşmiş sorunlarından olan sınır anlaşmazlıklarını Etiyopya-Eritre arasındaki çatışma ve normalleşme sürecinin tarihsel arka plandan, günümüze kadar gelen tarihi akışa göz atmakta fayda var. Öyle ki hem kıta genelindeki hem de Etiyopya-Eritre arasındaki sınır anlaşmazlıklarının temelini Afrika’daki kolonizasyon hareketlerinde bulmak mümkün.

Kolonizasyon Öncesi Afrika’da Sınırlar

Adı üstünde sömürgeciliğin zihin altında ‘sömürü’ fikri olsa da, tarihte ve günümüzde bu role bürünmüş güçlerin ‘medenileştirme’ ve ‘refah getirme’ retoriğini Afrika özelinde sıkça dillendirdikleri malumdur. Batılıların oluşturdukları mite göre Afrika kolonizasyon öncesi sınırları olmayan, kendi kurumları ve yönetim fikri olmayan medenileşme sürecine tabi olmamış bir topluluktu. Bu sebeptendir ki sömürgeci güçler Afrika kıtasına medeniyet ve ticareti entegre etmek ile övünürlerdi. Fakat bu güçlerin tarih yazımı aracılığıyla oluşturdukları algıların aksine Afrika kendi içinde sınırları olan, medeniyet ve ticaret gibi süreçlerde küresel olarak geri kalmamış hatta dönem dönem öncülük etmiş, kendi kurum ve yönetim fikrine sahip bir kıtadır. Afrikalı milliyetçi düşünür J. E. Casely, “İngilizler halkımızla ilişkiye geçmeden önce bile biz kendi kurumlarına sahip ve yönetimle ilgili kendi fikirlerimiz olan gelişmiş bir kavimdik” der. Casely’nin söylediği tarihi gerçekliğe paralel olarak, Afrika kıtasında kolonileşme öncesinde küçük avcı topluluklardan, büyük ve zengin krallıklar mevcuttu. Tüm bu grup ve devletlerin yanında kıtada farklı dilleri konuşan kabile ve etnik gruplar kendi yönetim biçimleri ve sınırları olan topluluklardan oluşmaktaydı. Otonom şehir devletleri, bölgesel ve küresel büyük devletler, dil ve kabile grupları bugünün tabiriyle ulus devlet sayılabilecek sınırlara sahipti.

Etnisitenin, Kabilelerin ve Sınırların İcadı

Afrika’da sınırların, farklı dil gruplarının, farklı etnik grupların mevcudiyeti koloni öncesinde de söz konusuydu. Fakat sömürgeciliğin kıtaya nüfuz etmesi ile etkin ve pratik yönetimi sağlamak için sınırlar, yeni kabileler icat edildi. Kıtada var olan kabileler ve etnik grupların bazıları yönetimde söz sahibi yapılıp diğer gruplar dışlanarak bağımsızlık sürecinin başlamasından günümüze kadar olan istikrarsızlığın temelleri atılmış oldu. Afrika kıtası kolonizasyon ile beraber tarihi seyir içinde sahip olduğu sınırları, kurumları, kendine özgü yönetim fikri ve biçimini kaybetti. Kolonileşmenin Afrika kıtasına verdiği tahribatın en önemli faturalarından biri bağımsızlık sonrası yaşanan sınır anlaşmazlıklardır. Günümüzde dünya üzerindeki sınır anlaşmazlıklarının büyük bölümü Afrika kıtasında baş gösteriyor. Bunun en önemli sebebi koloni döneminde adeta latince tabiriyle “creatio ex nihilio” adı verilen adeta yoktan var edilen kabile ve etnik ayrımcılığın yanı sıra kıtanın siyasi ve coğrafi tüm sınırlarının tahrip edilmesidir.

Afrika’da Sınır Anlaşmazlıkları Kronik Sorun Mu?

Afrika’da gerek sınır anlaşmazlıkları gerekse bu anlaşmazlıklardan su paylaşımı gibi alt başlıklar kıtanın gündemini bağımsızlık sonrası dönemde meşgul etmektedir. Afrika’da Namibya ile Güney Afrika arasındaki Orange Nehri Sınır Hattı anlaşmazlığı, Malavi ile Tanzanya arasındaki Malavi Gölü anlaşmazlığı, Gine ile Fildişi arasındaki Kpeaba Köyü anlaşmazlığı, Güney Afrika ile eSwatini (eski adı Svaziland) arasındaki Kangwane anlaşmazlığı, Sudan ile Güney Sudan arasındaki Kaka Sahrası ve Heglig anlaşmazlığı, Mısır ile Sudan arasındaki Halâyib Üçgeni anlaşmazlığı, Kenya, Sudan ve Etiyopya arasındaki İlemi Üçgeni anlaşmazlığı, Kenya ile Güney Sudan arasındaki Nedapal anlaşmazlığı, Kenya ile Uganda arasındaki Minigo Adaları anlaşmazlığı, Burjina Faso ve Niger, Kamerun ve Nijerya, Fas ve Cezayir gibi ülkelerinde dahil olduğu sınır anlaşmazlıkları mevcuttur. Bu bağlamda Etiyopya ile Eritre arasındaki sınır anlaşmazlığı sebep olduğu savaş ve can kaybı bakımından dünya kamuoyunun yakından takip ettiği gelişmelerden biridir.

Koloni güçlerinin şekillendirdiği ulus devletlere dayalı Afrika siyasi haritası kronikleşmiş sınır problemlerinin temelini oluşturmaktadır. Sınır anlaşmazlığı yaşayan ülkeler problemli bölgeleri ulusal güvenlik meselesi olarak kabul ettiklerinden dolayı karşılıklı görüşmelerde sonuç çıkmaması ve orta yolun bulunamaması kıtadaki sınır anlaşmazlıklarını kronikleştirmektedir. Afrika Birliği, problemlerin çözümü için 2007 yılında “Sınır Programı” adı altında bir oluşuma giderek kıtadaki sınır anlaşmazlıklarının çözümü için bir dizi toplantı gerçekleştirmiş fakat 2016 yılında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da yapılan son toplantıda sınır çizimini 2022 yılına ertelemiştir. 2022 yılında yapılacak toplantılardan çıkacak sonuç sınır problemlerini çözmede başarılı olacak mı sorusu gündemdeyken Etiyopya ve Eritre yıllardır çatışma içinde oldukları sınır anlaşmazlığını çözmeye ve iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirme adımı attılar.

Etiyopya ve Eritre Arasındaki Anlaşma, Afrika’daki Sınır Anlaşmazlıklarına Rol Model Olabilecek Mi?

Eritre, bugünkü Etiyopya ve Sudan’ın kuzeydoğusunu içine alan Habeşistan’ın bir parçası olarak tarihteki yerini almıştır. I. Dünya Savaşı’nda İtalyanların Habeşistan’ı kısa süreli işgali sonrasında bölgeden çekilmeleri sonrasın batılı devletlerin isteğiyle Eritre, Etiyopya’ya bırakıldı ve kısa süre sonra ilhak gerçekleşti. 40 yılı aşkın sürede yaşanan mücadele sonrasında Eritre 1993 yılında yapılan referandum ile bağımsızlığını ilan etti. Fakat Etiyopya ile Eritre arasında siyasi ve askeri gerginlikler son bulmadı. Etiyopya’nın 1998 yılında Badme bölgesine yaptığı askeri operasyon iki ülke arasında kanlı bir savaşın fitilini ateşledi. 2000 yılında Cezayir’de imzalanan barış anlaşmasıyla savaş son bulsa da Badme bölgesinin aidiyeti konusunda somut anlaşma olmadı. 2016 yılına kadar lokal ve kısa zamanlı devam eden çatışmalar 2018 yılı ile beraber yerini müzakere ve diplomasi trafiğine bıraktı. İki ülke liderlerinin 20 yıl sonra ilk defa bir araya gelmesi ile başlayan görüşmeler iki ülke ilişkilerinin normalleşmesinin yolunu açtı. Karşılıklı büyükelçiliklerin açılması, uçuşların başlaması, bölgesel kalkınma, barış ve işbirliğinin sağlanması için varılan mutabakat, Afrika kıtasının sınır anlaşmazlığı yaşayan diğer ülkelerine rol model olabilecek mi, bunu zaman gösterecek. Afrika ülkeleri sınır anlaşmazlıkları gibi sorunları çözmeyi başarır, bölgesel ve kıtasal barış ve istikrarı Etiyopya ve Eritre örneğinde olduğu gibi sağlayabilirse yeni dünya düzeninin oyun kurucusu olacaktır.

Not: Bu analiz, 01.08.2018 tarihinde AA Analiz Haber kısmında “Etiyopya-Eritre uzlaşması Afrika’nın sorunlarına ümit olabilir mi?” başlığıyla yayınlanmıştır.

Share.

Yazar Hakkında

Osman Kağan Yücel 1988 yılında İstanbul, Şişli’de doğdu. İlköğretim ve lise eğitiminin ardından 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 2016-2017 yılında başladığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında başladığı tezli yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İyi seviyede İngilizce, orta seviyede Arapça bilmektedir. İlgi alanları, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da İslami Hareketler, Ortadoğu ve Afrika’da Su Politikaları ve Sınır Aşan Sular, Nil Havzası, Afrika’da Din ve Milliyetçilik’tir.

Yorum Yap