Afrika’dan Günümüz Türkiye’sine Göç Hareketleri

0

Göç olgusu Türk insanının fazlası ile aşina olduğu bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisi de demografik olarak Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi savaşların ardından Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan gelen yoğun göçler sonucunda şekillenmiştir. Bu savaşların dışında coğrafyamızda zaman zaman görülen çeşitli yıkım süreçlerinin ardından da, ülkemiz komşu ülkelerden gelen mültecilerin zorunlu göç talebini karşılamak durumunda kalmıştır. Zorunlu göçler dışında kalan önemli bir göç nedeni ise çalışmak için ülkelerini terk eden insanların gerçekleştirdiği göçlerdir. Vaktiyle kendi vatandaşlarını Avrupa başta olmak üzere dünya üzerindeki çeşitli ülkelere işçi olarak gönderen Türkiye’nin, zamanla kalkınıp ekonomik olarak gelişmesi neticesinde eskiye nispeten cezbeden bir ülke görüntüsüne kavuştuğu ve göç veren ülke durumundan göç alan ülke durumuna geldiği üzerinde uzlaşılan bir gerçektir.

Bu kapsamda, Türkiye’de son yıllarda artan Afrikalıların sayısı dikkat çekmektedir. Akademiden sanata, ticaretten spora hemen her alanda karşılaştığımız bu yeni yüzler, ülkeye çeşitli amaçlarla gelmekte; göç deneyiminin ardından kimileri geri dönmeyi tercih ederken kimileri ise yerleşerek bizden biri gibi hayatını sürdürme yoluna gitmektedir. Söz konusu topluluk arasında en dikkat çeken grup ise ‘’çalışmak’’ ve ‘’eğitim’’ gibi iki temel amaçla Sahraaltı Afrika ülkelerinden Türkiye’ye gelenlerdir. Bu yazıda, ülkemizde çalışmak için belirtilen bölgelerden Türkiye’ye gelen Afrikalıların yaşadığı göç tecrübesi ele alınmaya çalışılacaktır.

Afrika’dan Kimler Türkiye’ye Geliyor?

Sahraaltı Afrika ülkelerinden Türkiye’ye çalışmak amacıyla gelip yerleşen insan sayısı son yıllarda gözle görülür bir şekilde artsa da, bu alanda yapılan çalışmaların eksikliği ya da mevcut bazı önyargılar etrafında şekillendiği gerçeği göze çarpmaktadır. Bu noktada, Afrikalı göçmenler ile ilgili araştırmaların en önemli bilgi kaynağını Emniyet Genel Müdürlüğü verileri, sınır karakollarından toplanılan bilgiler ve bilhassa sosyal bilimler alanında yazılan bazı öğrenci tezleri oluşturmaktadır. Televizyon ve gazete haberleri de zaman zaman Afrikalı göçmenler temasına yer verse de, haberlerin birçoğunun “ülkeye kaçak giriş” ya da “transit göç” gibi olumsuz nitelik taşıyan başlıklar etrafında dönmesi dikkat çekmektedir.

Yapılan araştırmalar, Türkiye’ye çalışmak için gelen Afrikalı göçmenlerin önemli bir kısmının yolunun “Türk ekonomisinin kalbi” olarak ifade edebileceğimiz İstanbul’a düştüğünü ortaya çıkarmaktadır. Bu vesileyle Türkiye’ye gelen Afrikalı göçmenlerin önemli çoğunluğunu ise Senegalli ve Nijeryalılar başta olmak üzere onun üzerinde ülkeden gelen Afrikalılar oluşturmaktadır. Burada din faktörü hususiyetle öne çıkmaktadır. Senegal nüfusunun yaklaşık % 95’inin ve Nijerya nüfusunun da yaklaşık % 75’inin Müslüman olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin % 99’u Müslüman bir ülke olarak ortaya koyduğu imajın göç tercihinde oynadığı olumlu rol göze çarpmaktadır. Zira ülkemizin de son yıllarda Afrika’ya yönelik faaliyetlerini derinleştirirken, kıtadaki Müslüman nüfusa sahip ülkelerden başlayarak bir çerçeve çizmeye çalıştığı bilinen bir gerçektir.

Çalışmak için Türkiye’ye gelen Afrikalıların ezici çoğunluğunu, 20-45 yaş arasındaki dinamik olarak tanımlanabilecek nüfus oluşturmaktadır. Gelenlerin büyük çoğunluğunun erkek olması ise bir başka önemli ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek çalışma hayatı gerekse eğitim söz konusu olduğunda, Afrika’dan Türkiye’ye gelen kadınların sayısı geçmişe nispeten artış gösterse de hala oldukça sınırlıdır. Bunun nedeni ise ülkemize gelen göçmenlerin başlangıçta oldukça zor ekonomik ve sosyal şartlarla karşılaşması, ancak uyum sorununu aşarlar ise zamanla ülkeye ayak uydurabilmeleridir. Bu noktada, ülkemizde Afrikalıların her geçen gün artan varlığı, yeni göç edecek Afrikalıların motivasyonunu yükselten bir etkendir. Ne var ki, vize ve pasaport işlemlerinde zaman zaman yaşanan sıkıntılardan ve kimi göçmenlerin yasal prosedüre daha en başından riayet etmemesinden dolayı yasal yollardan göç edenler ile birlikte, kayıt-dışı göçmenler de her geçen gün artmaktadır.

Afrika’dan Göç Meselesine Nasıl Yaklaşıyoruz?

Ülkemize gelen Afrikalıların zaman zaman psikolojik bir baskıya maruz kaldığı da söylenebilir. Türkiye’nin Afrika ile olan münasebetlerinin 15-20 yıl öncesine kadar oldukça sınırlı olduğu düşünüldüğünde, aslında bu olağan bir durumdur. Türk insanı, Afrikalılar ile daha önce çok da fazla bir arada yaşamamış olmasının olumsuz bir sonucu olarak, özellikle deri rengi üzerinden Afrikalılara çekingen yaklaşabilmekte ya da Afrika’dan gelen herkesin Türkiye’de saatçilik yaptığı gibi çeşitli –ve kimi zaman ilginç- önyargılara sahip olabilmektedir. Yine de, artan küreselleşme(!), yazılı ve görsel medyanın ile internetin hızla hayatımıza girmesi, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki etkileşimin her geçen gün artması gibi olaylar vesilesiyle yeni nesil Türkler eskilere oranla Afrikalılara karşı daha olumlu ve ne yaptığının farkında olan bir tavırla yaklaşabilmektedir. Öyle ki, son yıllarda Türk ve Afrikalı gençler arasında evlilikler görülmekte ve bu durum Afro-Türk (yüzyıllar önce Kuzey Afrika’daki yerel unsurlarla yapılan evlilikler sonucu ortaya çıkan Kuloğlu nesli gibi) olarak ifade edebileceğimiz bir jenerasyonun –sayıları oldukça sınırlı da olsa- evlilik yoluyla ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Zaman zaman bireysel olarak görülen olumsuz tutuma rağmen, Türk halkı genellikle Afrikalı göçmenlere yönelik memnuniyetlerini ifade etmektedir. Bunun başlıca nedeni ise, Afrikalıların suç oranının oldukça düşük olması ve bu insanların, yaygın kanının aksine iş hayatında çalışkan insanlar olduğu gerçeğidir.

Türkiye’deki Afrikalılar, Hangi Alanlarda Çalışıyorlar?

Türkiye’ye çalışmak için göçen Afrikalılar birçok farklı iş kolunda faaliyet göstermektedir. Bunlar arasında en bilinenleri ülkemizdeki Türkler gibi maaşlı bir işte çalışanlar, dizi ve sinema sektöründe faaliyet gösterenler, sporcu olarak istihdam edilenler, serbest meslek erbapları, seyyar satıcılar, kargo işlerinde çalışanlar, tercümanlar, rehberler, öğretim elemanları ve zanaatkârlardır. Bunların çoğu Türkiye standartlarına göre düşük ya da ortalama bir gelirle çalışırken, sporcular ve dizi/sinema faktöründe faaliyet gösterenler nispeten daha iyi paralar kazanabilmektedir. Ülkemizde son yıllarda ekranlarda ya da futbol ve basketbol gibi sportif faaliyetlerde öne çıkan Afrikalıların sayısının önemli ölçüde arttığı gözlemlenmektedir. Basit bir örnek olarak, 2017 yılının Ocak ayında yalnızca Türkiye’den 17 futbolcu Afrika’nın futbol alanında en üst düzey müsabakası olan Afrika Uluslar kupasında mücadele etmiştir. Dizi oyuncuları arasında ise en bilineni,  En Son Babalar Duyar ve Akasya Durağı gibi dizilerde üstlendiği rollerle tanınan ve daha sonra Türk vatandaşlığına da geçen Kenyalı oyuncu Max Bendo’dur.

Göç Eden Afrikalıların Amaçları Nelerdir?

Son olarak, Afrika’dan Türkiye’ye yönelik işçi göçlerinin türleri üzerinde durmakta fayda var. Sahraaltı Afrika’dan ülkemize ekonomik nedenlerle göç edenler amaçlarına göre üç ayrı kategoride sınıflandırılmaktadır. Bunlardan ilki “gelecek için yatırım yapmak amacıyla” Türkiye’ye gelenlerdir. Söz konusu kategoriye dâhil edebileceğimiz Afrikalılar, gelecekte ülkelerine dönüp daha büyük ve önemli işler yapabilmek adına belirli bir süre Türkiye’de çalışmak amacındadırlar. Burada en dikkat çeken nokta, bu insanların yaşam koşullarındaki olumsuzluklara çok da fazla itibar etmemeleridir. Çünkü yatırım amacıyla Türkiye’ye gelen insanlar ülkemizde karşı karşıya kaldıkları sıkıntıları olumsuz bir gözle değerlendirmemekte, aksine gelecek güzel günler için birkaç yıllarını zor koşullarda yaşayarak feda ettiklerini düşünmektedirler. Yani bu insanlar, Türkiye’de karşılaşabilecekleri muhtemel olumsuz koşulları kader olarak değil bilinçli bir tercih olarak nitelendirmektedirler.

Afrikalı göçmenler arasındaki ikinci kategori ise “uzun soluklu” ve “yeni bir yaşam umuduyla” Türkiye’ye gelenlerdir. Bu düşünce yapısıyla ülkemize gelen insanlar, ülkemizde yerleşmekte ve uzun vadede ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasi (vs.) sistemine entegre olmaya çalışarak bizden biri gibi yaşamlarını sürdürmektedir. Bu bağlamda düşündüğünde, kaderlerini yeni bir yöne doğru sevk etmek isteyen göçmenler, bu kategoriyi oluşturmaktadır.

Afrika’dan gelen göçmenleri ifade edebileceğimiz ve ara sınıf olarak nitelendirilebilecek üçüncü kategori ise transit göçmenlerdir. Transit göçmen kavramı oldukça muğlak ve siyasi bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısaca, Türkiye’yi bir başka dünya ülkesine, özellikle de Avrupa ülkelerine geçiş için bir basamak olarak gören göçmenler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Fakat Afrika ile her geçen gün artan ekonomik ve siyasi ilişkileriyle, Türkiye’nin göçmenler için bir basamak olarak görülme durumu hızla azalmaktadır ve Afrikalı göçmenler ya ekonomik olarak bir kazanç elde edip ülkelerine dönme ya da Türkiye’de uzun yıllar yaşama seçenekleri arasında tercihte bulunmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye ile Sahraaltı Afrika arasında artan karşılıklı ilginin, göçmenleri etkilediği ve teşvik ettiği varsayılmaktadır. Siyasetten bilime, ticaretten sanata pek çok alanda Afrikalı göçmenler ülkemize katkıda bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’den de eğitim, ticaret ve yatırım gibi amaçlarla Afrika kıtasının yolunu tutanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Belirtilen katkı durumu ise yalnızca ekonomik verilerle açıklanabilecek türden bir katkı değildir. Afrikalılar pek çok farklı alanda ekonomik ve toplumsal çeşitliliğe katkıda bulunmaktadır.

        Kaynakça

Share.

Yazar Hakkında

Hasan Aydın 1993 yılında İstanbul, Üsküdar’da doğdu. İstanbul’da geçen ilköğretim ve lise eğitiminin ardından, 2016 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümünden derece ile mezun oldu. 2016-2017 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında başladığı tezli yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İleri seviyede İngilizce bilmektedir. İlgi alanları, Din ve Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Afrika’da ABD Dış Politikası’dır.

Yorum Yap