Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti

0

Yazar: Muhammed Tandoğan

Türk Tarih Kurumu (TTK) Yayınları, Ankara 2013, 320 s.

Uluslararası ilişkiler alanında üçüncü bin yıla girildiği bir dönemde üzerinde en fazla konuşulacak toprakların başında Afrika’nın geniş coğrafyası akla gelmektedir. 19. yüzyılda Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’dan Çad Gölü’ne kadar ve dolaylı olarak Mısır Hidivliği üzerinden Somali’ye kadar geniş bir bölge üzerinde tarihî ve dinî bağları sebebiyle hâkimiyetini ve nüfuzunu korudu.

Kıtanın sadece bazı imkânlarına sahip olmak uğruna günümüz dünya ekonomisine yön veren güçler arasında büyük kavgaların yaşandığı/yaşanacağı şimdiden strateji uzmanları tarafından ciddi ciddi kaygı verici şekilde dile getirilmektedir. Toplamda 30 milyon km2’yi aşan bir yüzölçümüne sahip Afrika’nın tamamına yakını yerüstü ve yeraltı zenginlikleri bakımından dünyanın başka bölgeleriyle kıyas edilmeyecek kadar kıymetli olup herkesin dikkatini geçmişte olduğu gibi günümüzde de buralara çekmektedir.

Süper güç konumundaki büyük devletlerin özellikle idareleri altındaki topraklardan her yönden istifade ettikleri dönemler, 19. yüzyılın ikinci yarısından 20. yüzyılın ilk yarısı arasındaki dönemdir. 1876’ya kadar Afrika’nın sadece % 10’u Avrupalılarındı ve kıtanın iç kesimlerine henüz girilmemişti. Fakat bu tarihten sonra büyük paylaşma başladı ve 19. yüzyılda sömürgeci genişleme daha çok Afrika’da oldu. Avrupa diplomasisinin de ana konusu buydu. Afrika’nın iç kısımlarının haritasını çıkarmak bu kıtanın paylaşılmasının hazırlık aşamasıydı. Bundan dolayı Afrika 19. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Avrupa devletleri arasında yoğun çekişme ve çatışmalara sahne oldu.

Avrupalıların acımasızca sömürerek ve şiddet kullanarak Afrika insanını ve bölgenin her türlü zenginliğini elde etme girişimi karşısında sömürge karşıtı duran tek bağımsız devlet Osmanlılar oldu. 19. yüzyılın ortalarında giderek yaygınlaşan ve 20. yüzyılın başında yeryüzünün birkaç ülkesi hariç tamamını işgal ederek sömürgeleştiren Avrupalı büyük güçler, tarihte en fazla Roma dönemindeki sömürgeci teşkilatlanma ve askerî güç kullanma usûllerinden etkilenmişti. Avrupalılarda aynı Roma  sömürgeciliğinde olduğu gibi yerlilerin imkanlarına el koymakla yetinmeyip, onlara köle muamelesi yaptılar. Avrupa sömürgeciliğinde öne çıkan şey, güçlünün oluşturduğu hukukun geçerli olması anlayışı, İslâm idarelerinde bunun yanında hukuk gücününde yer alması ilkesine dönüştü ve bu ikisinin birlikte kol kola, omuz omuza yürütülmesiyle farklı bir adalet anlayışı ortaya çıktı. Avrupa sömürgeciliğinin “böl, parçala, yut” ideolojisinin yerini Osmanlılarda “fethet, mevcûdu muhafaza et, yaşat ve geliştir” esası temel teşkil etmişti.

Share.

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi.1986’da Osmangazi’de (Bursa) doğdu. Aslen Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı Ürünlü (Unulla) köyündendir. 2004’te Bursa İpekçilik Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nden ve 2009’da İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden bölüm birincisi olarak mezun oldu. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından verilen yüksek lisans ve doktora bursunu kazarak bu kurumda ‘araştırmacı bursiyer’ statüsünde 3,5 yıl araştırmalarına devam etti. Ayrıca doktora sürecinde T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun bağlı kuruluşu Türk Tarih Kurumu bursiyerliğine hak kazandı. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas’ın danışmanlığında “Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]” konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve “Afrika’nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri” konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Buna ek olarak Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İİBF, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında Afrika üzerine ikinci doktorasına devam etmektedir. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Trablusgarp: Hedefteki Ülke Libya’nın Tarihi; Tarih-i İbn-i Galbun&Trablusgarp Tarihi, Osmanlı’dan Günümüze Afrika Bibliyografyası ve Sudan Seyâhatnâmesi gibi Afrika kıtasıyla ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri, ulusal/uluslararası tebliğleri ve saha ile ilgili raporları/analizleri bulunmaktadır. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Afrika Araştırmacıları Derneği’nin (AFAM) kurucu üyesi olup başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Yoruma Kapalı